Bu anlatım şekli Mü’münûn 14 şu şekilde özetlenmektedir.
‘Sonra o nutfeyi, bir aleka yaptık. Peşinden o alekayı bir mudga haline getirdik; ardından bu bir çiğnem eti, kemiklere (iskelet) çevirdik: bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla (insan olarak) meydana getirdik. İşte yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.’
Nutfe: Duru ve safi su. Meni. Rahimde iki yarım ve ayrı cinsten hücrelerin birleşmesi. Taşmış dökülmüş su. Deniz.
Aleka: Yapışkan balçık, çamur. ‘Kan pıhtısı’,’ uyuşmuş kan’ Sülük.
Mudga: Et parçası. Bir çiğnem et parçası.
Nisa 1: Ey insanlar! Sizi bir tek neftsen yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarken, birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’a saygısızlıktan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.
Nebe 8 Sizi (çoklu) çift çift (erkek-dişi) yarattık. Ayrıca sizi ve diğer varlıkları birbiriyle uyumlu, bir birini tamamlayan çiftler halinde yarattık. Sizi çift yarattık. Sizleri (çoklu) nesilleriniz artsın diye eşlerinizle (birlikte) yarattık.
Araf 189: Sizi bir tek nefsten yaratan, kendisiyle mutlu olsun diye (aynı neftsen) ondan da eşini yaratan O’dur. Erkek eşiyle beraber olunca kadın hafif bir yük yüklenir, onu bir süre taşır; hamileliği ağırlaşınca Rableri olan Allah’a şu sözlerle yakarırlar. ‘Ant olsun bize kusursuz bir çocuk verirsen kesinlikle şükredenlerden olacağız!’
Kur’an’a göre insanın yaratıldığı toprak ve su karışımının adı ‘nefstir. Nefs, insanın özüdür. Var olma sebebidir. İnsanın bedeni ve ruhu ile birlikte bizatihi kendisidir. Kelimenin çoğulu enfüs ‘nefisler (insan)’ demektir. İnsanın veya başka bir şeyin kendisi, insanın yaratılışla birlikte hayatta iken insan olması (insanın onun sayesinde, ona sahip olduğu için insan olduğu) ölünce de ebedi varlığını devam ettiren unsuru manalarında kullanılmıştır. Erkek ve kadın bu nefsten, günümüzdeki haliyle renk ve şeklide bizatihi *(Bakara 30) insan olarak yaratılmış ve kadının yaratılışı erkeğin yaratılışından daha farklı değildir. (Nisa 1) Kadın Âdemin vücudundan alınan bir kemikten değil, Âdemin de yaratılmış olduğu ‘aynı nefsten yaratılmıştır. Nefs; fiziki yaratılışla birlikte canlı benlik, hücre, organik, bileşik gibi değerleri (insanı) oluşturur. Burada geçtiği şekliyle de ‘nefs’ sadece Hz. Âdem’in değil, diğer Âdemlerin –Ademoğulları (insanların çoklu, çiftler Nebe-8) de yaratıldığı cevher, öz, hücre, maya ve benliğin ortak ifadesidir.
Nefs; insanın yaratılışı gereği bilgi olmaksızın fıtrata dayalı olarak sadece inanma, iyilikler ve kötülükler anlamında ihtiyaca ve idrake dayalıdır. İnanmak ruhun bir ihtiyacı, anlatımı olup sadece insana özgüdür. Bilgi ve farklı varlık ilkeleri/fıtrat delilleri/dogmatik değerler idrake, izana dayalı olarak zamanla Haniflik ve devamıyla halifelik kavramları üzerinden güçlü bir irade ile yaşanılır hale gelir. İdrak; anlama yeteneği, akıl erdirme, kavrayış, herhangi bir olguya erişebilmek anlamları taşır. İdrak algılama fikretme, izan ise algılanan nesnelerin yorumlanabilmesidir. İzana, idrake dayalı olarak bilgi ve nesneler üzerinden düşünmek ve onlar üzerinde akılla birlikte çalışmaktır.
-Kuran-ı Kerim inanmayı; ruhun bir anlatımı/ihtiyacı olarak ‘kalbin kanaati, nihayetinde kavli (Kavil: kabul etme, antlaşma sözleşme, yüksek bir sesle bu antlaşmanın terennümü. Kalbin; ruhun inanma isteğini süreklilik halinde yerine getirmesi. İnsan bir şeyleri ruhu ile sever, kalbi kanaat getirir. Bu sevgi inanca davranışa dönüşür.) ve bu kavlin tasdiki, kabulü ile birlikte iman olarak ortaya konur. Kur’an-ı Kerim bu anlatımla inanmayı, iman etmeyi hep kalple ilişkilendirir. Bu tasdik, bu sözleşme; kalbin statik olmayan yapısıyla kendisi dâhil tüm vücudu kan üzerinden beslemesi, tüm vücudun, beyin dâhil organların ayakta tutulması, göğsün genişlemesi, (izan-idrak-anlama-anlamlandırma-inanma, yaşama. Ta-ha 25, 26, 27 ve farklı Ayetler.) ruhun mutluluğu ve dilin kolay anlatımı üzerinden vahiy temelli olarak akılla, beyinle, lisanla ilişkilendirilerek bu şekliyle ortaya konur. Onun için inanmak’ kalbin tasdiki ve bu tasdikin herkes için bilinir haliyle açık olan bir sözle ifade edilmesi olarak’ anlatılır.
Gelecek haftaki yazımız insanın yaratılışının anlatımı ile devam edecektir.