Din bireysel psikolojik huzur, toplumsal dayanışma, ahlaki düzenin oluşturulmasında ve hayata anlam katma da temel olan sebeplerin başında gelir.
Biz yaratılışı ve hayata katılımını iki makalede yer yer bir ‘imge-benzeşme-benzetme ‘ anlatımla civciv üzerinden anlatmaya çalıştık. İmge insan için kendi iç dünyasıyla birlikte dış dünyadan algılanan duyuların zihinde şekillenerek oluşturduğu tasarımlardır. Bu tasarımda muhakkak ki canlılar-nesne ve onların hayata katılımı bir kurallar manzumesi oluşturacaktır.
Bu kuralların içerisinde bir insan olarak kişisel tercih ne kadar önemlidir? Kişi kendi hayatını oluşturmada hangi şartlarda hangi tercihlerde nasıl bulunacaktır?
Burada birçok önemli sebeple birlikte din ve dinin oluşturduğu psikolojiyle oluşan ilgili hukuk kurallarının hükmü ve önemi nedir? Bu konu din temalı; bir anlatımla ruhun teskinliği adına oldukça önemli bir konu olsa gerek. Şayet yumurta insan kaynaklı tüketilmeyecekse civciv kendi yaratılış değerleriyle birlikte kendi hayatını cinsiyeti üzerinden ‘nesil temalı’ tavuk yahut horoz olarak devam ettirecektir. Bir halife olarak bizlere düşen görev ise her şartta civcivin hayatını devam ettirebilmesinde ona yardımcı olabilmemizdir.
Bununla birlikte yumurta insan kaynaklı dıştan kırılacaksa onun hukukî kurallarını da insanın vicdan ön muhasebeli, haniflik-halifelik eşrefi mahlûk temelli olarak ortaya koyması gerekir. Fiil üzerinden fail oluşturma.Bu şartlar altında; ruhun dinginliği, gönlün enginliği ile birlikte; bilginin iyiden yana, güzelden yana sorgulanması-kullanılması’hanifliğin’ temel kurallarıdır.Bu kuralların bütünsel anlatımı iki dünya adına bir barış projesidir. Yumurtanın içten çatlayarak kırılmasının kabulü insan için oldukça önemlidir. Bu anlatım bir yaratıcı fikrini dolayısıyla zamanla ona inanmayı zorunluluk olarak ortaya koyacaktır.Bu şartlar altında insan hayata birçok ön kabulle birlikte başlayacaktır. Bu ön kabul yumurtanın Haniflik-halifelik temelli dıştan kırılmasının kurallarının ortaya konmasıyla devam eder. Bu kabul İlahi iradenin beşeri irade üzerinde oluşturduğu hâkimiyetin bir anlatımıdır. Diğer bir ifade ile insan için ilahi irade ile beşeri iradenin birlikteliğin önemli olan bütünsel bir anlatımıdır. Bu birliktelik iki dünya adına; canlı ve cansız varlıklar ile vahyi bir araya getirerek insan yaşamına barış projeli bir yol haritası oluşturur. Bu proje herkesin anlayabileceği ve yaşayabileceği şekliyle ‘HANİFLİK’ temel kavramı üzerinden oraya konur. Bu projenin bozulması ‘erken dönem’ hayata başlamakla birlikte (vahdaniyet temelli itikat) insan karakterinin de birçok alanda o oranda bozulması demektir. Bu karakter yapılanmasının içerisinde insan hayatını doğrudan etkileyen oldukça etken olan önemli sebepler söz konusudur. İlahi dinler, canlı cansız varlıklar, örf ve adetler bu sebepleri ilgili yasalarla birlikte ortaya koyarlar ve bu yasaların savunucu olurlar. Bizden de bu yasaların savunucusu olmamız istenir. Bu savunuculuk bireysel anlamda; insanda sağlam karakterli bir psikolojiyi ilgili toplumlarda ise birlikte yaşama adına toplumsal sosyolojiyi oluşturacaktır. Bu sosyoloji birçok etmenle-sebeple birlikte iki dünya adına sağlam karakterli bir din kavramı üzerinden ortaya konur. Bu din muhakkak ki Kuran-ı Kerim kaynaklı ‘Vahdaniyet’ temelli olan İslam Dinidir.
Yeter ki insan vahyi incelesin-öncelesin ve İslam Dini adına asırlara dayalı sırtında taşıdığı beşer tanımlı Tasavvuf ve benzeri anlatımlardan berî olsun. Tasavvuf düşüncesi kişisel bir anlatımla; farklı değişik mecralarda din adına sözde kişiye özgü felsefi bir anlatımla batını bir aidiyet oluşturma çabasıdır. İnsanın kendi halifelik sıfatını, iradesini yok sayması ve devamıyla birilerine (tasavvufa) havale etmesidir. Oysaki halifelik kişisel bir anlatımla; iki dünya adına irade sahibi olmak, güzel sözler söylemek, iyi işler yapmaktır, imar etmektir. ‘Bakara 83, Doğru ve etkili söz söyleme –Ahzap 70, Yumuşak söz kullanmayı-Taha 44 ve yoksula gönül alıcı söz söyleme İsra 28, Hud, 64 Devenin merada otlayabilmesi için serbest bırakılması. Şeri hükümlerin bir kısmı dâhil İslam Dininin o güzelim (haniflik) anlatımlarının insanın elinden alınması ve asırlara dayalı farklı felsefeler üzerinden sistemleştirilmesiyle; tam olarak tanımı dahi yapılamayan ‘bir başkasına özgü batını’ bir anlayışa tasavvuf anlayışına monte edilmesidir.
Din kelime olarak; bir yaratıcıya inanmadaki kuralların toplam ortak adıdır. Farklı değerlerden oluşur. İslam Dininde (Istılah Anlamında) ise bu değerler, ‘yönetme, yönetilme, itaat, hüküm, tapınma, tevhit, İslam, şeriat, hudut, kültür, iyilik-kötülük, izzet, onur, zül, ceza, hesap ve millet…Kur’an-ı Kerim’de ‘din’ kavramı farklı dinler için de kullanılmakla beraber, herkesin anlayabileceği şekilde ‘İslam Dini’ içinde kullanılmıştır. Bu tanıma göre din; henüz yaratılışla birlikte insan hayatına müdahil olmuş ve insanı başıboş olarak bırakmamıştır. Ona fiziki gelişimi ile birlikte ruhi olgunluk kazandırmış birçok konuda insanı yetkilendirmiş ve neticesinde insanı yetkilendirdiği alanda her türlü sorumluluk sahibi yapmıştır. Bu anlatım İlahi Dinlerde Vahiy temelli ‘itikadı imanı’ oluşturur.
Fıtrî Bir Anlatımla DinVe Fonksiyerliği Konusuna Devam Edilecektir.