İlhami Şekercioğlu

Dogmatik Değerler-Varlık İlkeleri-Fıtrat Delilleri

İlhami Şekercioğlu

İnsanın doğumu ile kazandığı Dogmatik değerler (yahut göreceli kavramlardan oluşan varlık ilkeleri, fıtrat delilleri) insanın insan olma özelliklerinin başlangıcını (fıtratını) oluşturur. Varlık ilkeleri; başta Haniflik olmak üzere, buna bağlı olarak Kur’an ahlak ilkeleri, akıl mantık ilkeleri, inanma ihtiyacı, duygular ve ibadet, doğal arzular, halifelik vb. birçok evrensel değerlerin toplamını temsil eden ve hayatı kapsayan bütünsel bir terimdir.

Varlık ilkeleri var olan bir şeyin tür ve cinsiyet dâhil kendi yaratılışına, davranışına özgü madde-fizik ve mana-metafizik anlatımlı kazandığı-sahip olduğu temel değerlerdir. Fiziki varlıklar insan dâhil tüm canlılar tarafından madde mana anlatımlı bir değerlendirmeye tabii tutulurlar. Canlılar kendi yaratılış değerleri, fıtratları üzerinden bunlardan yararlanırlar. 

Kuşlar uçar, yılanlar sürünür, balıklar yüzer, büyük ve küçük hayvanlar yürür. İnsan ise tüm bu fiziki davranışları göstermekle birlikte kendisine -yaratılışına- özgü ruhî bir anlatımla daha farklı değerlere sahiptir. Bu değerler hayatı sağlıklı yaşama adına; doğumla birlikte sorumluluk anlatımlı insana verilen fıtrat temelli ortak özelliklerdir. Her insan bu özelliklerle birlikte dünyaya gelir. Bu değerler insana has ortak özelliklerdir. Burada ırk ve cinsiyet ayrımı söz konusu değildir. Biz bu değerleri yaratılışa özgü bir anlatımla; Fıtrat Delilleri, Varlık İlkeleri ve Dogmatik Değerler olarak ifade ediyoruz. Dogmatik değerler cinsiyet üzerinden (kadın erkek) farklılıklar göstermekle birlikte insan tanımlı hayatın bütünselliğinin ortak olan bir anlatımıdır. Bu değerler iki dünya anlatımlı olup insanı diğer canlılardan ayıran iyilik ve kötülük kavramlı önemli özelliklerdir. 

Hayat yetişkin insanlar için dogmatik değerlerin madde ve mana anlatımlı idrakiyle açılımıyla başlar, geliştirilmesiyle birlikte evrensel bir anlatımla henüz erken dönem (doğal din) anlayışları ve farklı kültürler üzerinden bir medeniyet olarak ortaya konur ve hayat olarak yaşanır. 
Varlık İlkeleri-Fıtrat Delilleri-Dogmatik Değerler insan için öncelikle göreceli kavramlar ve bu kavramların ön kabuldeki açılımıyla birlikte başlar. Bu ön kabulün içerisinde iki dünya adına; madde ve mana birlikteliğiyle iyilik ve kötülük kavramları her zaman ön plandadır. Ön kabul; inanç dâhil bir düşüncenin, bir teorinin henüz doğrulanmadan peşin bir hükümle doğruluğunun kabulü demektir. Örneğin ruhi-metafizik bir anlatımla Hırıstıyan bir anne babadan doğan çocuk Hırıstıyan olacaktır. Budist bir anne babadan doğan çocuk da Budist olacaktır. Bu anlatıma göre özellikle mana-inanç anlatımlı bir ön kabul oldukça önemli bir ifadedir. Şayet insanlar hayata sağlıklı bir şekilde başlamak istiyorlarsa Haniflik temel değerlerini ön şart olarak kabul etmeleri gerekmektedir. 

Zira hangi şartlarda nasıl bir insan yarattığını çok iyi bilen İlahi İrade yine onun sulha selamete ermesi için kendisinin ortaya koyduğu kuralları ‘varlık ilkelerini’ kendisiyle birlikte yaratmış ve insanın bu ilkeleri sağlıklı bir şekilde yaşayabilmesi için  onlara doğumlarıyla birlikte yine erken dönem Kuranı Kerim anlatımlı ‘doğal din’  tanımlı bir yol haritası oluşturmuştur. Varlık ilkeleri ve onları çözümlemede Haniflik temel anlatımı. 
Haniflik iyi insan olmada hayatı sağlıklı yaşamada ön kabullerin toplam birimidir. Bu anlatım hayatın-varlık ilkelerinin madde ve mana anlatımlı olarak yaşama taşınmasında, temel alınmasında vesile kılınmasın da gereken asli kurallardır. Diğer bir tabirle Haniflik insanların doğumlarıyla birlikte ‘hayatı sağlıklı şekilde çözümlemede’ kazandıkları ön kabullü doğal bir dindir. Vahiyden haberi olan olmayan tüm insanlar bu doğal din tanımlı ilgili kurallardan öncelikle cennet cehennem tanımlı olarak sorumludurlar. Doğal Din gönderilen Vahiy üzerinden bütünleştirilir, hayata katılır ve parça olarak yaşanır. ‘Vahye ulaşamayan vahiy ve kültüründen haberdar olmayan insanlar vahiy temelli inanca sahip insanlar tarafından din adına sorgulanamazlar.’ 

Bu durumuyla vahiyle tanışan insan tebliğ ve sağlam duruşuyla yaşantısıyla Doğal Din sahibi insanlara örnek olacaktır. Bu anlatıma göre; iyi bir Müslüman tanımı varlık ilkelerini yaşamada Haniflik temelli bir hayatı ön kabulde onu vesile kılmakla birlikte başlayacaktır. Bu vesile hiçbir şekilde asırlara dayalı sözde var olan dini anlatımlar vahdaniyet temelli din anlatımlarını gölgelemeyecektir. Zira vahdaniyet temelli din anlayışını açık, anlaşılabilir ve eksiksiz bir şekilde ortaya koyan İlahi İradedir. İlahi İradenin ortaya koyduğu ilkeleri toplumlar eksiği fazlalığı olmadan millet kavramlı kendi kültürleri üzerinden din olarak yaşayacaklardır. Bu kültürde İslam öncesi ve sonrası nakil yoluyla günümüze kadar gelen ‘dinin bir parçası-artı din tanımlı!’ insan-felsefe anlatımlı bir ifadeyle; sözde var sayılan tasavvuf ve benzeri anlatımlar söz konusu değildir. İyi Müslüman olmanın temel ifadesi yaratılışla birlikte ‘Ön kabul anlatımlı Haniflik’ ortaya konmuş ve madde mana birlikteliği üzerinden ‘VAHİY’ temelli şekillendirilmiştir. 

…Fıtrat delillerinin sağlıklı bir şekilde tesadüfe yer olmaksızın hayata aktarımı Haniflik ön kabullü devamıyla Kuran-ı Kerim anlatımlı olarak ifade edilmesi, ortaya konması ve uygulanması tüm dünyanın sulha selamete kavuşmasının temel sebeplerini oluşturacaktır. Sebep (ön kabul) sağlam olunca mutlaka sonuçta ilgili sıralamayla birlikte daha sağlam karakterli olacaktır. İki dünya adına sebep sonuç ilişkisi. Haniflik iki dünya adına; hayata başlamada pişmanlık anlatımlı ‘ah keşke’ dememektir. 

‘Sağlam karakter yapılanmasıyla; ön kabulde ve vahiyde yer almayan tüm anlatımlar bir kültür anlatımı olup din kavramıyla özdeş hale getirilemez.’ 

Sonuç itibarıyla bizim de yapmaya çalıştığımız; Vahiy ve vahdaniyet temelli hükümleriyle evrensel halde ki İlahi bir kitabın emirlerinin yine evrensel bir anlatımla iki dünya adına tüm insanlığa (varlık ilkelerinin çözümünde ön kabullü olarak) Kuran-ı Kerim kaynaklı yeniden hatırlatılması düşüncesidir. Elbette ki konunun ağırlığı göz önünde tutulunca bu süreçte insan olmanın gereği yer yer eksiklerimiz ve hatalarımız da olabilecektir.  

Yazarın Diğer Yazıları