CİVAN BEY (VELİTTİN ÇAKIOĞLU 1891-1946) kitabının yazarı Erdal Akdoğan, 16 yıl yaptığı araştırmaların ve tamamen belgelere dayanarak son derece titiz bir çalışma ile kaleme aldığı eserinde ‘Anadolu’nun Suskun Kahramanı’’ olarak isimlendirdiği dayısının aslında vatanını canından aziz bildiğini akıcı bir üslupla ortaya koymakta... Acı olan şudur ki kim bilir daha nice Türkmen yiğitleri daha tam tanıtılmadan ve hakları gözetilmeden şehit ya da gazi olarak ebediyete intikal etmiştir.
1947 Develi doğumlu uzman inşaat mühendisi yazarımızın annesi Velittin Çakıoğlu’nun küçük kardeşidir. Babası ise geniş bir coğrafyada herkese yardımcı olmaya çalışan, Develi’de ilk gazeteyi çıkartan bir siyasetçidir. Erdal Bey ‘’Develi’de Örnek Bir Hizmet Eri Mustafa Akdoğan’’ isimli kitabıyla babasının tanıtımını yapmış ve akabinde editörlüğünü kardeşi Selim Akdoğan’ın yaptığı CİVAN BEY kitabını kaleme almıştı.
Milli Kahramanımız Civan Bey’in katıldığı Balkan, Çanakkale, Irak, Saimbeyli (Haçin) ve İstiklâl savaşları için İngiliz ve Fransız kaynaklarından elde edilen bilgilerle bizdeki bilgilerin ortak paydaları bulunarak bu kitabın başvurulacak bir kaynak olmasının sağlandığı ortadadır. Ayrıca Haçin Amerikan Kolejinde öğretmenlik yapan Amerikalıların orada, Fransız destekli Ermenilerle yapılan savaş günlerini anlattıkları 1922 baskısı ‘’Türk Çetelerinin Merhametinde’’ isimli kitaplarında Civan Bey’in ‘’Bir Komutan’’ olarak ne denli barışçıl ve güçlü bir savaşçı olduğunu öğrenmekteyiz.
Civan Bey isminin neden ve nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı kitapta şu şekilde anlatılmaktadır: Velittin Çakıoğlu’nun Çanakkale savaşında gösterdiği başarılar sonrası Atatürk’ün kurduğu cepheden cepheye koşan seyyar vurucu kuvvetleri içinde ‘’Develili Veli’’ olarak yer aldıktan sonra Hazret-i Padişah adına Harbiye Nazırı Enver Paşa’dan aldığı Seddülbahir Harp Madalyası ile Irak Cephesine gitmiş. Oradaki başarılarından sonra Ali İhsan (Sabis) Paşa kahramanımızı Kut-ül Amâre Gümüş Liyakat Madalyası ile taltif edilmiş…
Develi Kaymakamı Merhum Mehmet Atıf Tüzün önderliğinde DEVELİ Kuvay-ı Milliye Teşkilatı kurulmuş ve Kılıç Ali Müdafa-i Hukuk şubesini açmak için geldiği Develi’de Veli’ye dediği şu olmuş: ’Benim asıl adım Asaf, Çanakkale’den seni hatırlayan Mustafa Kemâl Paşa’nın emri ile senin bundan böyle adın ‘CİVAN BEY’ olacaktır. Yakında buraya gelecek Bnb. Kemâl ve Yzb. Osman Beyler ile -ki onlarda başka isimler kullanacaklar, hep birlikte Haçin’e gidecek, Feke, Sis ve bilumum Kilikya bölgesinin Fransız ve Ermeniler’ den temizlenmesini sağlayacaksınız.’
Civan Bey katıldığı İstiklâl Savaşında gösterdiği başarıların yanı sıra; Atatürk’ün kâtipliğini yapmış, üsteğmen rütbesi ve ‘’Gazi Mustafa Kemâl’’ imzalı Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalya Beratı; ayrıca TBMM Başkanlığından verilen Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası ile evine dönen Civan Bey’in vatanı için vazifesinin daha da devam ettiği kitapta akıcı bir üslupla anlatılmaktadır.
Öyle ki doğuda 1925 Şubatında çıkan Şeyh Sait isyanında katıldığı Karacadağ savaşında ilk kez yara almadan döner. İkinci Cihan Harbi başlayınca muhtemel bir saldırıya karşı alınan savunma tedbirleri çerçevesinde kendisini Trakya’da nöbette bulur. Savaş sona erince evine döner fakat vücudunda bulunan 28 adet şarapnel ve kurşun yarasının verdiği rahatsızlık ile 1946 yılında vefat eder.
Bu kitap cepheye hiç gitmeyenlerin veya savaştan kaçanların on binleri bulduğu yıllarda vatanın kurtulması için yıllarca cepheden cepheye koşan bir Türk evladının kahramanlık hikâyesidir. Teşekkürler Erdal Bey..
Gazeteci Ayşe Hür 29 Mart 2015 tarihli Radikal Gazetesinde ‘En Büyük Osmanlı Mezarlığı’ başlıklı makalesinde ‘1871-1894 (22-23 yıl) yılları arasında Hicaz ve Yemen çöllerinde tam 130.000 Anadolu insanı toprağa gömülmüştü’ demektedir.
Mekke’de Türk karakoluna 100 metre gibi uzaklıkta Şeriflik isminde bir konak vardır. Şerif Hüseyin camı açar birkaç el silah atar. Bizim orada ki Karakolun komutanı silah seslerini duyar ve ‘Allah, Allah ne oluyor der. Bir kalabalık Karakola doğru gelmektedir. Şerif Hüseyin’e *telefon açar. ‘Efendi Hazretleri ben bir silah sesi duydum’ Devlet-i Aliyyenizden geldi. Bir de bu tarafa doğru bir kalabalık geliyor nedir diye sorar. Şerif Hüseyin’in cevabı ‘Size isyanımı ilan ettim’ der ve devam eder. Sizi tepelemeye geliyoruz.
*Trtarihhotağı. Sosyal Medya Murat Bardakçı. O karakol tam 36 saat dayanır ve daha sonra Türk askerlerinin hepsi şehit edilir...
Katliamlar devam etmekte: -Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru Suriye Filistin Cephesinde çekilmeye başlayan Osmanlı Ordusu’nu ve Şam’da yaşayan binlerce Türk Ailesini her bir seferinde ayrı ayrı taşıyan tren Şam-Rayak demiryolu hattı üzerinde bulunan Rabova Boğazında İngilizler ve Araplar *tarafından önce bombalanmış daha sonra da ağır makinalı silahlarla taranmıştır. Bu saldırı sonunda binlerce Osmanlı askeri ve sivil vatandaşı hayatını kaybetmiştir. *Mısır Çöllerinde Türk Gençleri. Nurettin Artam. Ötüken Neşriyat.
Takip eden yıllarda 30 Eylül Yevmüşşüheda veya masum şehitler günü olarak anılmış ancak zamanla unutulup gitmiştir.