Karadeniz’in kuzeyinden gelerek Balkanlara inen Hıristiyan inancına mensup Bulgar, Avar, Kuman-Kıpçak, Uz gibi farklı Türk Boyları zaman zaman Bizanslıları sıkıştırarak hatta İstanbul’u kuşatarak onu zor duruma sokmuşlardır. Bizans Devleti bu Türk’ler le olan mücadelesini yine diğer Türk Boylarıyla anlaşarak halletmiş ve bu boyları birbirine karşı kullanmış, zaman zaman da hudut boylarını beklemek üzere Anadolu’ya paralı asker olarak göndermiştir. Bu Türkler başta, Konya, Kayseri, Adana Sis-Toroslar, Niğde, Nevşehir, Antalya, Mersin illerine iskân edilmiştir.
Bu iskânlarla birlikte Balkanlardan gelen Türkler askeri amaçların dışında akın akın daha sıcak olan Akdeniz Havzasına, özellikle Anadolu topraklarına doğru göç etmişlerdir.
Bu Türklerden kalan gerek sözlü-yazılı kaynaklar gerekse fiziki olarak mekân, yer kalıntıları kendi varlıkları geçmişten günümüze tümüyle ‘Kültürel Miras’ olarak farklı coğrafyalarda devam etmektedir.
Hasan Fehmi Turgal; ‘Mülga Şeriyye Mahkemeleri sicilleri üzerinden incelemeler’ isimli çalışmasında;
‘9, Asrın ilk yarısından itibaren Abbasilerin Klikya tarafına kadar uzanan sınır boylarına Ferganalı ve Semerkantlı Türkleri yerleştirdikleri gibi Bizans İmparatorları da Avarlar, Hazarlar, Batı Hunları, Peçenekler, Kıpçaklar-Kumanlar ve Uzlar gibi türlü adlarla Karadeniz’in şimalinde, Tuna Boylarında bulunan, oradan Trakya’ya inmiş olan birçok defalar İmparatorluğu tehdit eyleyen Tük Boylarından teşkil ettikleri kıtaları Kapadokya’ya yani Abbasi İslam İmparatorluğu sınırlarına kadar yerleştirmişlerdi. Batıdan gelip Anadolu’ya Kilikya bölgesine ilk yerleşen Türkler. Onun içindir ki; Selçuklular Anadolu’ya girdiklerinde Ortodoks Hristiyan olmuş Türkleri Anadolu’nun birçok yerinde meskûn halde buldular,’ der.
Hüseyin Cömert Hoca ‘IX ve X. Yüz Yılda Kayseri’ isimli çalışması.
Yar. Doç. Dr. Salih Özkan ‘Kayseri’de Türk Ortodoks Kilise Kongresinin Toplanması ve Anadolu’da ‘TÜRK ORTADOKS SEDASI’ Gazetesi Kaytam yayınları No: 5, 2003 Kayseri Sayfa 4 deki ifadesiyle; bu insanların Türkçe dışında bir lisanlarının olmadığını ve zamanla İncil’i Osmanlıcaya çevirdiklerini ilgili kaynaklarda uzun uzadıya anlatır. Bu dönemlerde Afşarköy dâhil Develi ve civarında yaşayan Hristiyan Ortodokslar Türkler doğrudan Kayseri Metropolitliğine bağlıdırlar. Aynı Afşar Köy ismi günümüzde Özbekistan Urgenç-Buhara arasında geçmişten günümüze kendi varlığını aynı isim adı altında devam ettirmektedir.
Bunun önemli bir örneğini İlçemiz Develi Epçe Köyü kırsalında görmekteyiz. Aynı isim Muğla Milas’ta da bir köy adı olarak geçmekte. Epçe köyü daha başka yerlerde var mıdır bilemiyorum ama bir zamanlar yakından tanıma imkânına sahip olduğum Samsun Çarşamba’da aynı şekilde köy ismi ‘Epçeli’ olarak geçmekte.
Bölgeyi kamudan emekli olan arkadaşlarım Yaşar Tekdemir, Metin Çelik, Aynı köyden Ali Özkan ve yine ilgili bölgeyi yakından tanıyan aynı köyden çoban Bahri Boz Bey ile birlikte 21 Mayıs 2022 Cumartesi günü gezmeye çalıştık.
Epçe Köyü Fraktın (Hitit dönemi kabartma resimlerinin olduğu köy. *Fraktı: Doğu Karadeniz ve Diyarbakır Çüngüş ilçesi civarındaki anlatımıyla; etrafı çit çeperle çevrili yer, bahçe, mekân, yakın bölge demektir.Fıraktın Köyü ilk kuruluş etrafı kayalarla birlikte çevrilmiş olan bir köydür.) yolu güneybatı kısmında Develi Dağlarına doğru 5 Km. kadar uzayan vadinin ismi geçmişten günümüze bilinir haliyle ‘Kıvçak’ Vadisi olarak geçmektedir. Aynı vadi Ballık, Karapınar, Yığya (Bulgarca birlik, biriktirmek. Kürtçe toplanmış, Kıpçak Türkçe karşılığı ise yığın yığmak-bir araya toplamak-toparlamak, toplanılan yer, bölge belirli muhit.) Uzun Gelin, Karamuklu, Seheroğlu, Oluklar, Sarnıç ve Elmalı Pınarı isimleriyle birlikte Develi Dağları üzerinden Yukarı Develi yakınlarına kadar uzanır. Bölgedeyağışa bağlı olarak çok sayıda içilebilir halde su kaynakları mevcuttur. Kıvçak Vadisi içerisinde günümüz şartlarında yakın tarihte (2018) yapılmış Kıvçak Pınarı isimli bir çeşme bulunmaktadır.
Gelecek Haftaki yazımız; Anadolu’da Türk varlığına devam edilecektir.