İlhami Şekercioğlu

Tasavvuf

İlhami Şekercioğlu

Şayet Peygamberler ve getirdikleri vahiy olmasaydı; insan iyi insan olmada ''Eşrefi Mahlûk'' seviyesine ulaşamazdı. Tasavvuftan amaç doğal din tanımına vahiyle birlikte ayrı bir damar anlatımlı; ortak olmak düşüncesi olabilir mi? Vahiy temelli dinin anlatımları Peygamberler, tasavvuf düşüncesinin/dininin anlatımları ise sözde tecelliye mazhar olmuş ilham sahipli veliler ve evliyalardır.

-Tasavvuf, ayrıcalıklı kişiler üzerinden; ayrıcalıklı haber kaynaklı ve ayrıcalıklı din anlayışı ile kendisini asırlardır din adına meşrulaştırma çabası içerisindedir. Zira tasavvuf kendi anlatımlarıyla sözde din adına bilgi temelli ilham ve tecelli kavramlı hükümler oluşturabilmekte. Bu anlatıma göre karşımıza önemli bir soru çıkmakta. Akıl, iman-amel dâhil bilgi edinmede yahut bilginin akliliği nesnel varlıklar Peygamber kaynaklı Vahiy ve yaşanılır haliyle ilgili değerlerden/anlatımlardan mı; yoksa farklılıklarıyla birlikte tecelli tanımlı, ilham-rüya katılımlı zamanla sözde oluşan değerler ve bunların oluşturdukları ilgili kültürler üzerinden mi yeni değerler üretip hakikate ulaşacaktır. Burada sorulması gereken önemli bir soru var.

Hakikat derken hangi hakikatten, kimin hakikatinden bahsedilmekte. Hakikat doğal din tanımlı Vahiy temelli anlatımlardır. Tasavvufa göre hakikat birçok anlatımla birlikte Allah’ta yok olmak tanımlı iken Akait konularının anlatımında ise hakikat Allaha iyi bir kul olma çabasıdır. İnsan Allah’ta yok olma dolayısıyla onun sıfatlarına sahip olmak fikrinde değil, acziyeti üzerinden Aşkın Tanrı anlatımlı ona sığınma düşüncesidir. Akait konuları vahiy temelli iken tasavvufun konuları bireysel anlatımlar üzerinden kişisel olarak ortaya konur.

Günümüzde İslam Dini çok farklı ülkelerde çok farklı anlayışlarla birlikte yaşanmakta. Bu yaşantıda o ülkelerin kendi kültürleri ve İslam anlayışları en önemli etkendir. Bu anlayışlar içerisinde tüm İslam ülkelerinde iki temel görüş öne çıkmakta. Bunlardan bir tanesi ''İslam nakil Dinidir'', diğeri ise ''İslam Akıl'' dinidir görüşleridir. Oysaki İslam dini hayatın bütünselliğin bir anlatımı olup bu tür ayrılıkların taraftarı değildir. Bize göre günümüzde İslam Dininin en büyük problemi kavram anlatımlı akıl ve nakil meselesi değil, akıl ve nakilde oluşturulan insan kaynaklı problemlerdir. Akıl ve nakilde oluşan terkibin yapısı oldukça önemidir.

Birisini diğerine tercih belki de bir yerlerde bir şeyin çok şeyin eksik yahut hatalı olabileceği sonucunu doğuracaktır. Akıl; nakli asli unsur üzerinden evrensel boyutuyla birlikte ''haddi aşmadan'' ortaya koymak durumundadır. Günümüzdeki Tasavvuf tanımlı nakil, var olduğu günden beri Vahiy temelli dine adeta rakiptir. Tasavvufta birçok nakil İslam kaynaklı olmayan ve farklı felsefeler üzerinden şirk tanımlı toplama kavramlardan oluşan anlatımlardır. Tasavvuf adeta din adına çok farklı renklerden oluşmuş ''ebruli'' bir anlatımdır. Tasavvufun kendisine göre oldukça çok din dili tanımlı kavramları vardır. Tasavvuf düşüncesinin kurumsal yapıları; tarikat, tekke, şeyh, hırka vb. kavramlar. Adeta din dili tanımlı; Sûfi, mutasavvıf, zühd, melamet, mürid, şeyh, gavs, ilham, riyazet, keşf, mistisizim ve benzerleri oldukça çok tasavvuf dili.

Asli unsur doğal din tanımlı Vahiy ve ulus-millet temel kavramlı bir anlatımdır. Şayet nakil asli unsura ve evrensel değerlere aykırı ise o nakil insan yaşantısında iki dünya adına insanlığın en büyük problemdir. Günümüz İslam anlayışında mezhepler dâhil din kavramlı oldukça çok nakli anlatımlar söz konusudur. Bu anlatımlar eksiğiyle fazlalığıyla kabul görür yahut kabul görmez bir şekilde amacı belli Kuran-Vahiy, Vahdaniyet merkezli anlatımlardır. Tasavvuftan amaç ve takip edilen yol ise sözde İslam Şeriatı üzerine oluşturulan amacı ve kuralları tamamen haddi aşar şekilde insan kaynaklı olan anlatımlardır. Kaldı ki mezhep farklılıklarının anlatımları da oldukça birbirlerinden farklı anlatımlardır. Bilindiği üzere bu anlatımlarda yine oldukça çok farklı ulus temelli kültür anlatımların varlığı söz konusudur.

Bize göre günümüzde İslam Dini adına en büyük problem; din kavramı ve onun oluşturduğu kültürden uzak ''Tasavvuf '' ve benzerleri adı altında oluşturulan sözde dîni anlatımların Vahiy temelli din adına baskın kültür haline getirilmesidir. Tasavvuf madde-mana ve vahiy temelli bir inanç sistemi olan Haniflik temel kavramına karşı (Orta yol tanımlı olmayan) geliştirilmiş sözde din tanımlı insan kaynaklı anlatımlardır.

Tasavvufta vahiy temelli dini kavramların yetersizliği ve ilhama özgü bir anlatımla; düşünce insan, isimlendirme insan, uygulama insan din adına hüküm yine tasavvuf-tasarruf tanımlı-yetkili ve hatasızlığı üzerinden süreklilik halinde seçilmiş Tanrı rolünde; ilham vb. kavramlar üzerinden eğitilmiş, Tanrının sırrı ile sırlanmış, Tanrıda da yok olmuş, farklı meşrep sahipli elit ve batın ilimli, insan kaynaklı ifadelerdir.

Tasavvuf din dışı kurallarıyla Vahdet-i Vücut tanımlı ve hatasızlığı üzerinden ilham anlatımlıdır, rüya tabirlidir ve zikir söylemlidir. Tasavvuf ayrıcaklı kişiler üzerinden ayrıcaklı haber (ilham) kaynaklı ve ayrıcaklı din anlayışı ile asırlardır din adına sayı kavramlı kendisini meşrulaştırma çabası içerisindedir. Burada önemli bir soru karşımıza çıkmakta. Gerçekte tasavvuf nedir?

Tasavvuf kelime olarak tam tanımı yapılamayan ıstılah anlamında ise oldukça çok şirk tanımlı anlam yüklenen bir kelimedir. Tüm bu anlatımlar başka bir kelime üzerinden de isimlendirilebilirdi. Kelimenin hangi dile lisana ait olduğu tam olarak bilinememektedir. Konu-tasavvuf temelli birçok kaynakla birlikte İslam Ansiklopedisinden araştırılabilir. Tasavvuf hakkında oldukça çok tanım yapılmakta. Bu tanımlar tamamen zorlama hükümlere dayalıdır. Sözde İslam Dini adına yapılan tanımlardır. İslam Tasavvuf düşüncesinin fikir babalarından bir tanesi olan Cüneyd-i Bağdadiye göre tasavvuf; ''kulun içinde ikamet ettiği bir sıfat ve vasıf'' şeklinde tanımlamış. Kendisine ''bu kulun mu yoksa Hakk’ın mı sıfatıdır'' diye sorulduğunda ''Hakikatte Hakk’ın görünüşte ise kulun vasfıdır'' cevabını vermiştir.

Bu tanım galiba biz Türklerde ki anlatımıyla içkin Tanrı atıflı ''Ete kemiğe büründü falan diye göründü'' tabirinin bir anlatımı olsa gerek. Tasavvuf düşüncesi bir ''VAHDET-İ VUCUT'' anlatımıdır. Dinden amaç itikadı bir anlatımları kuralları net olan anlatımlardır. Tasavvufta kurallar hata ile birlikte yaratılan insan kaynaklıdır. Gerek ki insan kendisinin oluşturduğu olasılık hesaplı var sayımlı şeylerin peşine hiç düşmesin. Zira hüküm sahibi kendisi değildir. Sonra anlatılanlar ola ki ''Gayretullah'' dokunur. Tasavvuf kurallarını kendisinin yazdığı sözde din tanımlı makaleyi din adına Vahiy temelli dinin yerine ikame etme peşindedir. Tasavvuf felsefi bir anlatımla; doğal dinin insan maharetiyle bozulmasıyla elde edilen sözde dini bir anlatımdır. Bu din kendisine özgü bir ifadeyle; kavramlarıyla kurallarıyla birlikte ve oluşturduğu hükümlerle Vahiy temelli dine rakip olan apayrı şirk tanımlı anlatımlardır. İnsanın dinden amacı; Allah ulaşma, O’na kavuşma, onda yok olma düşüncesi değil, O’na kurallar tanımlı iyi bir kul olma mücadelesi içerisinde olmasıdır. Hayat gerçekçilik tanımlıdır.

Gerçekcilik; İki dünya adına, nesne ve vahiy temelli ''kendi kurallarıyla birlikte'' aracısız göz aydınlığıdır.

Yazarın Diğer Yazıları