İlhami Şekercioğlu

Kader ve Kaza

İlhami Şekercioğlu

Kader canlı ve cansız tüm varlıkların kendi iradeleri dışında bir Yaratıcın iradesi ile belirli özelliklerle birlikte var kılınmalarıdır, yaratılmalarıdır. Kaza ise var kılınan bu ilkelerin ilahi irade ve beşer tanımlı davranışa-fiiliyata dökülmesidir. Allah’ın iradesinin tüm canlılar dâhil beşer tanımlı davranış olarak fiiliyata geçirilmesidir. Biz bunlara varlık ilkeleri diyoruz. Varlık ilkelerinin bütünselliği insan dâhil tüm canlı ve cansız varlıkların fıtratlarının diğer bir tanımla kendi ahlaki-kaderi yapılarının bir anlatımıdır. Ayrı ayrı her varlığın ahlaki yapısı-yaratılışı ve tercihli yaşamaları ile birlikte yer yer kendi aralarında ki ilişkiler onların kaza tanımlı (kaza bir davranışla iş oluş-fiil, hayatı tatmak) kendi kaderlerinin bir anlatımıdır.

İnsan yaratılmışlar içerisinde İlahi İradece kader tanımlı muhatap alınan tek varlıktır. Muhatap alınmak iki dünya adına sorumluluk sahibi olmaktır. Sorumluluk tüm yaratılmışlara kendi kaderleri üzerinden saygı duymayı zorunluluk olarak ifade eder. Zira insanın varlığı da aynı İlahi iradenin özelde diğer canlılardan daha farklı özelliklerle birlikte yaratmasıyla halifelik sıfatlı sorumluluk sahibi olmasıdır. İnsan ve diğer canlılar cüzi irade anlatımlı kendi kaderlerini diğer varlıkların yaşam haklarıyla birlikte inşa ederler. İnsanlar ve diğer varlıklar evrensel bir anlatımla ‘kaza tanımlı’ kendilerine özgü kendi kaderlerini yaşarlar. Canlılar-varlıklar için kader; birbiriyle ilişkili ve birbirleriyle bütünleşmiş sınırları çizilmiş bir iradedir.

Halifelik sıfatıyla yaratılan insan; diğer varlıkların kendi kaderlerini oluşturmada ve yaşamalarında iyi insan tanımlı olarak onlara yardımcı olur. Onların yaratılış değerlerine ve onların kendi kaderlerini yaşamalarında, kendi nesillerini devam ettirmelerinde onlara saygılı olur.  

Tüm varlıkların yaratılış değerleri; o varlıkların kendileri dışında bir kaderle birlikte İlahi iradece yaratılmış olmalarının bir anlatımıdır. Kader evren dâhil tüm yaratılmışlar için bir ölçü birimidir ve İlahi iradenin tür anlatımlı yaratılmışlar için ortak olan bir hükmüdür. İnsan tanımlı ‘varlık İlkeleri’ diğer canlılardan ayrılmasıyla insanların ortak olan bir fiil davranış üzerinden kaza tanımlı kendi kaderleridir. Bu ilkeleri uygulama ise insanların kendi tercihine-iradesine bağlıdır. İrade-tercih kavramları iki dünya adına kader anlayışında oldukça önemli bir anlatımdır. İlahi iradenin ortaya koyduğu kaderin bir beşer tarafından iyi ve kötü kavramları üzerinden kendi kaderini oluşturacak şekilde kaza tanımlı yaşanması. Planlı yaşama çok çalışma, üretme ve rahat yaşama bir oluşun, bir kazanın/ emeğin kazanımıdır. Emek gayrettir, çabadır ve arın teridir.

Bizler imanın altı şartı olarak ifade ettiğimiz ‘Hayr ve şerrin Allahtan geldiğine iman’ ederiz. Oysaki Cenab-ı Allah’ın insana oluşturduğu kaderi biz kaza, davranış olarak kendi tercihimiz ile birlikte fiil olarak oluşturur ve yaşarız. Burada oluşacak olan fiil anlatımlı iyi ve kötü davranışların sahibi-uygulayıcısı yalnız ve sadece biz insanlarız. Bu uygulama kişisel bir kader anlatımlı olup hayr ve şer anlamında ‘sevap-günah’ kavramlı karşılığı olan bir uygulamadır. ‘Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.’ İbrahim 4-Fatır 8. Burada ki ifade kulun kendi tercihine dayalı olarak Cenabı Allah tarafından ilgili sebeplerin daha önce evrensellik boyutuyla; ateşin varlığında olduğu gibi iyilik ve kötülük kavramlı kâinatın ve insanların yaratılmış olmalarıdır. Bakara: 30 Yemek pişirmekte orman yakmakta ateşin işidir, ahlakıdır-kaderidir. İnsanın kendi tercihini kötüden yana kullanmasıdır. İyilikleri oluşturmak için İlahi kitap gönderen, hayatı iyilik kavramları ile başlatan inşa eden ve bu inşanın devam ettirilmesini gönderdiği kitaplar üzerinden isteyen Cenabı Allah kötülüklerin sahibi-sebebi olmaz diye düşünüyoruz.

Biz esas itibarıyla kader tanımını yaratılış değerleri üzerinden başlayarak varlıklar için; kaza (fiil davranış) tanımlı ve mümkün olduğu ölçüde bilgili ve ahlaklı olarak ortaya koyabiliriz. Yine beşeri bir anlatımla; bir ölçüyle yaratılan her şey insanın kendi çabasıyla olumlu yahut olumsuz şekilde anlam kazanacaktır. ‘Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye ‘kadere’ göre yarattık. Kamer suresi’ 49 ‘Bilinsin ki insan için kendi çabasından başka hiç bir şey yoktur.’ Necm: 39. 
Kader-kaza beşeri bir anlatımla; İlahi iradece var kılınan sebeplerin tüm tedbirleriyle yaşanmışlıkları ile insan iradesiyle gelişen sebep sonuç ilişkisidir. Sebepleri kader olarak ortaya koyan İlahi irade, onu kaza anlatımlı fiil olarak yaşayan ise diğer canlı ve cansız varlıklar ile birlikte insanlardır. Evrenin kendi fıtri değerleri üzerinden galaksiler dâhil kader birlikteliği. Kader tanımı ilim bilim ve yapılan gözlemlerde de şahit olduğumuz gibi; evren dâhil tüm varlıkların bir geometri ile bir matematik ile nihayetinde bir sistemle-bir düzenle kader tanımlı yaratılmalarının temel anlatımıdır. Yaratılan her şey sistematik bir şekilde kendi kaderini kaza/fiil olarak yaşamaya çalışmakta. Kader tanımı sadece insana indirgenemez. İnsan sadece somut bir kavram olmayıp; insanın kaderi diğer varlıkların kaderlerinde olduğu gibi fıtrata dayalı evren tanımlı somut-soyut kavramlı bir bütünselliğin ortak anlatımıdır.

Muhakkak ki Cenab-ı Allah her şeyi bir kader üzere yaratmıştır. Yaratılan tüm varlıkların fiziki yaratılış, davranış ve ahir bilgilerinin tümüne sahiptir. İnsan için gaip olan her şeyin mutlak bilicisi 0’dur ve her şeyin mutlaka bir kaderi/ölçüsü vardır. Kader; insan için külli irade anlamında insanın kendi yaratılışına, ruhuna sahip olması ile birlikte; Haniflik temel değerleri üzerinden doğumlarıyla birlikte başlar, bu değerler üzerinden kendisine bir yol haritası çizer ve nihayetinde ölümü ile birlikte sona erer. Buradaki kader-kaza anlatımı ‘sebep sonuç’ ilişkisi ile insan iradesi dışında yaratılışa ve kazaya özgü bir kader anlatımıdır. İnsan doğumuna ve ölümüne müdahil olamaz. Küllü irade Yaratıcıya ait olan hükümlerdir. Yaratılış âhir ve bu süreçte yer yer oluşan kaza-sonuç, kader tanımlı (Özürlü vb.) hükümlerin sahibi.

Cüzi irade ise insan dâhil tüm yaratılmışların varlık ilkeleri-kaderleri üzerinden kendi tercihleri ile birlikte oluşturdukları kendi hayatlarıdır kendi kaderleridir. Bu süreçte yaşananlar ise insanın kendi hayatını; davranış anlamında kendisine yetebilecek/kendisini sorumluluk sahibi yapabilecek kadar fiziki yeterlilik, akıl ve ruh sağlığı ile birlikte verilen; idrak, duygular, vicdan ve cüzi iradesiyle bilgi-ahlak temelli hayatını sistemleştirmek suretiyle iyi yahut kötü anlamda yaşamak ise insanın kaza tanımlı kendi tercihidir, kendi kaderidir.

Akıl ve ruh sağlığı ile birlikte; gerek doğum, gerek insan iradesi dışında sonradan olsun, insanın sürekli hastalık/fiziki yetersizliği doğumu ve ölümünde olduğu gibi kişinin kendi kaderini oluşturur. Yine bu kader bir davranışla kader-kaza tanımlı yaşanılmaya çalışılır.

Günümüzün en büyük problemlerinden bir tanesi ‘kader tanımlı’ evlilikler ve boşanmalardır. 
-Evlenmek, çoğalmak bir kaderdir. Kiminle evlenileceği ise kişinin kendi kazası kendi tercihi ile kendi yol haritasıdır. Kaderin nesil temalı yaşanacaklar üzerinden fiil-kaza tanımlı hayata aktarımı.

Evlilik ve boşanma hep kader olarak, alın yazısı olarak ifade edilir. Bu anlatıma göre evliliğin ve boşanmanın sebebi Allah’tır! Haşa Allah kulu için oluşturduğu kaderi yine kendisi bozmuştur! Alın yazısı; kişiye özgü sebeplerden oluşan bir olgu yahut yazgı değildir. Alın yazısı; Külli iradenin, kaderin bizatihi kendisidir/tecellisidir. İnsan ve diğer canlıların-varlıkların kendi iradeleri dışında gelişen sebep sonuç ilişkisidir. İnsan için kaderin değişkenliği sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak sadece arza dayalı dua-beddua birlikteliğidir.

Bir ölçüyle yaratılmış olan insan ölçüsüz yaşantısıyla kendi olumsuzlarını-ataletini kadere atfedemez.

Yazarın Diğer Yazıları