İlhami Şekercioğlu

İnanmak

İlhami Şekercioğlu

Biz fıtrata özgü bir anlatımla Varlık İlkelerinin madde ve mana boyutuyla birlikte hayata taşınmasında Kuran-i bir tabirle Haniflik temelli olmasını izah etmeye çalıştık. Haniflik aşırılığa kaçmadan fıtri bir anlatımla herkes için erken dönem iyilik-kötülük ve inanç temelli bir anlatımdır. İnanmak ruhun tezkiyesi adına insanın kendisiyle en barışık olma halidir.  
-Vahiy temelli İnanmak insanın diğer varlıklardan ayrılmasıyla birlikte; insanı birçok farklı anlatımlarla insan yapan ruhun temel bir özelliği olup aynı zamanda ruhun-duyguların besin kaynaklarından bir tanesidir.
İlahi anlamda inanmak: İlahi olan bir şeyin varlığını idrak etmek, hissetmek, kafada beyinde, kalpte onu anlamak, anlamlandırmak, yorumlamak; nihayetinde onu gönülde kabullenerek O’na Vahiy temelli inanmak ve O’nu akılla delillendirmek, lisan ile ortaya koymaktır.    
İman ise ortaya konan bu gerçeğin yaratıcılık sıfatı ile birlikte; eşinin benzerinin olmadığına inanmak, O’na samimi duygular içerisinde yaklaşımlar göstermek, iyi yaşamak, hayatı anlamlı kılmak, iyi davranışlarda bulunmak ve nihayetinde vahiy temelli ilgili kurallar üzerinden O’na samimiyetle ibadet anlamında davranışlar ortaya koymaktır.  
İnanmanın beşeri ve uhrevi anlamdaki ifadesi iman boyutuyla şartlarının değişkenliği üzerinden sadece kuru kuruya iman etmenin bir anlatımı değildir. Özelde iman; ruhun dinginliği ile birlikte beşeri ve uhrevi hayatı, iyilikler adına söylem ve eylem bütünlüğü üzerinden bir hal bilgisi, davranışı olarak ortaya koymaktır. 
İnanmak; güvende olmayı, güven duymayı, güven vermeyi, bir halife olarak dünyayı imar etmeyi, adaletli, merhametli, vicdanlı olmayı ve nihayetinde “Salih Amelli” davranışlarda bulunmayı zorunluluk olarak ifade eder. İnanmak muhakkak ki fıtrata özgü bir anlatımla; din kavramlı, Vahiy temelli sağlam karakterli olarak anlam kazanacaktır. Sağlam karakterli din kavramında her türlü hüküm yalnız ve sadece İlahi İradeye aittir.

DİN:
Dinin genel tanımı; iyi ve kötü kavramlarının Yaratıcı İradenin ortaya koyduğu hukukla bir birinden ayırılmasını sağlayan temel yasalardır. 
Her varlığın kendi yaratılış değerleri üzerinden kendi fıtratına özgü kader tanımlı bir ahlak yasası olduğunu sıkça yazmıştık. Bu yasa evrensellik boyutuyla birlikte; gerek İlahi İradeye karşı görevlerde gerekse de kendi aralarında ki ilişkilerde tüm canlı ve cansız varlıklar için sorumluluk anlatımlı bir barış projesidir. İnsanda ilgili barış projesi “Haniflik” temel kavramları üzerinden başlar. İslam Dini bu kavramları oldukça önemser ve yaratılışa özgü bir anlatımla din olarak ifade eder. Biz bu dine “DOĞAL DİN” tabirini kullanıyoruz. Doğal din kader anlatımlıdır. Bu dinin temel yasası olan “HANİFLİK” tüm varlıkların hayata katılımında insan kaynaklı-uygulamalı durumuyla “TEMELYASA/ANAYASA” hükmündedir. Bu temel yasa iyilik ve kötülük kavramları ile birlikte başlar İnançla-İmanla birlikte Vahiy “Vahdaniyet anlatımlı” tanımlı yaşanarak ortaya konur. Doğal din fıtrata özgü durumuyla; kişisel insan tasarımlı olup değişken şartlara göre yer yer bilinemezlikler yahut fraklı korkular-değişkenlikler oluştursa da geleceği oluşturmada sürekli olarak ümit vâri anlatımlardır. Doğal din tanımı Panteizmin bir anlatımı olan İçkin bir Tanrı fikri değil, Aşkın bir Tanrı inancının bütünsel bir anlatımıdır. Panteizm, şirk tanımlı bir ifadeyle; Tanrı inancı Yaratıcı İradenin tüm varlıklarda tecelli ettiğinin bütünsel bir anlatımıdır. 
Doğal Din tanımı varlık ilkelerinin hayata aktarımında ön kabullü değerlerin bütünsel bir anlatımıdır. Şayet hayatın inşası bu temel değerler üzerinden başlar ve devam ederse insanlık iki dünya adına kendisine sağlam karakterli bir hayatın başlangıcını oluşturacaktır. Doğal din tanımı fıtrata özgü, kalp tasdikli ve bilinir durumuyla; iyilik, kötülük ve inanç temelli bir anlatımla “LA İLAHE İLLALLAH” temel anlatımlıdır. Doğal din yaratılışa özgü evren tanımlı durumuyla Tanrı atıflıdır. Tanrı vardır tektir ve kendi sıfatlarını bir başkasıyla bir başka şeyle paylaşmaz. 
Bu anlatım insanın fiziki ve ruhi gelişimine dayalı olarak zamanla farklı kültürler ve Vahiy temelli anlatımlar üzerinden şekillenecek ve hayata katılacaktır. İnsan kendi kendisini kandırıp aldatmazsa duygu bütünlüğü vicdan ve akıl tanımlı doğal dinin insanı kötülüklere sürüklemesi mümkün değildir. Bu anlatım vahiy temelli bir bilgiden-dinden ve oluşturdukları kültürden haberi olmayan insanlar için ön kabullü “HANİFLİK” oldukça önemli bir dini anlatımdır. Doğal Din tanımlı Haniflik hayata başlamada; iki dünya adına tüm insanlığın Cennet Cehennem kavramlı ortak olan bir barış projesidir. Bu proje muhakkak ki Vahiy ve kültürü ile tanışan insanların bir anlatımı değildir. Vahiy temelli din Doğal din üzerine bilerek bir bilinçle (nesne ve vahiy) inşa edilir. Doğal din kavramının bozulduğu bir insan her türlü kötülüğün-şerrin sahibi olabilir. 
Sorumluluklar vahiy temelli bir inançla iyilik ve kötülük kavramları üzerinden şekillenerek kabul edilir ve hayata aktarılır. Şayet insan kaynaklı bir çatışma kültürü oluşturulmazsa ne Doğal din ne de zamanla oluşacak (ergenlik) Vahiy temelli Din birbiriyle çatışmazlar. Bu anlatıma göre insan kaynaklı bir ifadeyle bir dinin bozulması diğer bir dininde de bozulması demektir.  
Şirk ve Vahiy Temelli Dinler:  
Dünyada (*Quora Doğal Din ile Vahiy Dini Arasında ki Frak-İngilizce Tercüme) yaklaşık 4000 din tarafından 3200 farklı Tanrı oluşturulmuştur. Bu tanrılara birçok farklı görevler yüklenmiştir. Haniflik temelli bir inanç sistemi oluşturamayan insanlar süreklilik halinde her geçen gün kendisine şirk tanımlı yer yer nakil anlatımlı yeni yeni Tanrılar, yeni yeni mitler oluşturmakta. 
Geçmişten günümüze kişisel birçok anlatımla birlikte sözde Tanrı gücünde-rolünde olan insanların anlatımları din olarak kabul edilmekte. Oysaki dini anlatımlar kullanılabilir durumuyla sonuç anlatımlı birilerini kutsama birilerini cennet kavramlı kurtarama birilerini kötüleme durumunda olmayıp yaşanılması gereken Vahdaniyet temelli genel kurallardır. Bu anlatıma göre insan var olduğu tarihten günümüze sürekli olarak bir Tanrı inancı ile birlikte yaşamaya çalıştığı bir gerçektir bir hakikattir. Tanrı inancından amaç; insanın yaratılmışlar dâhil kendisiyle barışık olmasında, sevgiyi oluşturmasında, boşluğa düşmemesinde, hayatı kurumsallaştırmasında ve nihayetinde var olduğunu düşündüğü geleceğe-ahir hayata hazırlanmasında vaz geçilemeyen oldukça önemli olan bir anlatımdır. Kendisini, kendi geleceğini, kendi acizliğini tanıyan insanın emin olunan bir sığınak aramasıdır. Muhakkak ki bu sığınak sadece kendisine özgü sıfatlara sahip olan bir yaratıcıya ve nihayetinde onun iradesine teslim olma, ona sığınma isteğidir. Bu İradeye ulaşmada insan dâhil aracılar oluşturmak şirkin bizatihi kendisidir.  Muhakkak ki sağlıklı bir inanç şirk kavramından beridir.

Yazarın Diğer Yazıları