Sümeyye Koşar

Allah'ın değirmeni ağır döner ama ince eler

Sümeyye Koşar

‘Sanma ki hakkın kalır ademde,
Kağıt da şahittir, yazan kalem de.
Bırak ertelensin tüm duruşmalar,
Şaşmaz adalet, ilahi alemde.
Allah’ın değirmeni ağır döner ama ununu ince eler.’

İnsan, uğradığı haksızlığın ardından bazen sessizce bekler. Haksız olanın rahatça yoluna devam ettiğini, haklı olanın ise yaşananların yükünü taşıdığını görür. Sonra da ister istemez düşünür: ‘Yaptığı gerçekten yanına mı kalacak?’

Dışarıdan bakınca kimi zaman öyle görünür. Kıran, hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ederken kırılan, söyleyemediği cümleleri içinde taşır. Fakat hiçbir haksızlık yaşandığı yerde kalmaz. 

Kıran kendini kırılmış gösterebilir

İnsan bazen kendi hatasını görmek istemez. Yüzleşmek ağır geldiğinde suçu karşısındakine yükler. Kıran kendisi olduğu halde kırılmış gibi davranır, haksızlık yaptığı kişiyi suçlu gösterir. Bir süre sonra anlattığı hikayeye kendisi de inanmaya başlar.
Karşısındaki insanın tepkisini anlatır ama o tepkiye neyin sebep olduğunu söylemez. Oysa hiçbir kırgınlık bir anda ortaya çıkmaz. ‘Değişti’ denilen insan belki yalnızca yorulmuştur. ‘Uzaklaştı’ denilen kişi ise defalarca kırıldığı için kendisini korumayı seçmiştir.

Kimi insan özür dilemek yerine olayları tersine çevirir. Haksızlığa uğrayanı haksız, kendisini savunanı problemli gösterir. Böylece asıl mesele unutulur, yalnızca verilen tepki konuşulur. Halbuki tepkiye bakmadan önce sabrın hangi sözle tükendiğini, güvenin hangi davranışla sarsıldığını sormak gerekir.

Hakikat anlatana göre değişmez

Adalet her zaman hemen yerini bulmayabilir. Gerçekler geç ortaya çıkabilir, haklı olan kendisini anlatamayabilir. Ancak adaletin gecikmesi, hakkın kaybolduğu anlamına gelmez.

‘Allah’ın değirmeni ağır döner ama ununu ince eler’ sözü tam da bunu anlatır. İnsan yaptıklarının yanına kaldığını düşünebilir. Herkesi kendi anlattığı hikayeye inandırabilir; kırdığı kişiyi suçlu, kendisini mağdur gösterebilir. Fakat hakikat, anlatanın sesine göre değişmez.

Gerçek yüzleşme, sürekli karşı tarafın yanlışlarını sıralamakla değil, ‘Ben nerede hata yaptım?’ diye sorabilmekle başlar. Çünkü mesele haklı görünmek değil, gerçekten haklı olabilmektir.

Kağıt unutsa kalem, insan unutsa vicdan, dünya görmese Allah bilir.
Vakti geldiğinde hak, mutlaka sahibini bulur.

Yazarın Diğer Yazıları