Eskiden bu cümle tek başına bir şey ifade ederdi. Havamız ve ruhumuz değişir, insanların içi hafiflerdi. Şimdi ise aynı cümle biraz daha temkinli duruyor sanki. Çünkü maalesef ki, kimse artık sadece mevsime bakarak iyi hissedemiyor.
Gerçek şu ki insanlar artık eskisi kadar kolay gülmüyor. Ne yazık! Sokakta, işte, evde herkesin üzerinde görünmeyen bir ağırlık var. Ve yaşanan bu durum bir anda olmadı, yavaş yavaş oldu. Hayat zorlaştıkça, insanlar da içe kapandı. Eskiden küçük şeylerle mutlu olabilen insanlar, şimdi büyük şeyler olsa bile yetmiyormuş gibi hissediyor.
Buna en yakın örnek 2000’ler dediğimiz dönem aslında, ne çok uzak ne de çok yakın olan dönem! Ama duygusu çok farklıydı. Daha az sorgulayan, daha çok yaşayan bir hâl vardı. Bir maçla sevinen, bir akşamla yetinen, aynı anda gülebilen bir toplumduk. Dünya Kupası gibi anlar herkesi bir araya getirirdi. Şimdi ise aynı heyecanda buluşmak bile zorlaştı.
Ama büyük tabloya bakınca, hala tamamen kaybolmayan bir şey var. İnsanlar hâlâ birbirine tutunma ihtiyacı hissediyor. Hâlâ bir mesaj gülümsetiyor, hâlâ biri aradığında iyi hissediyor, hâlâ küçük anlardan anlam çıkarmaya çalışıyor. Belki eskisi kadar güçlü değiliz ama ne mutlu ki ‘’hâlâ’’ ve’’ rağmen’’ler var.
Bu yüzden Nisan benim için ve bence bizler için HALA bir anlam taşıyor. Çünkü umut artık büyük beklentilerde değil, küçük ihtimallerde yaşıyor. İnsanlar her şeye RAĞMEN “belki düzelir” demeyi bırakmış değil. Bu cümle zayıf gibi görünebilir ama aslında en güçlü tarafımız bu şu an için.
Gerçekleri görmeden yazılan umut yazıları kimseye iyi gelmez. Ama umudu tamamen yok saymak da gerçeği eksik bırakır. Bugün içinde bulunduğumuz durum zor, bu net. Ama buna rağmen insanların tamamen vazgeçmemiş olması da en az o kadar gerçek.
Nisan bu yüzden önemli. Hala baharın müjdecisi olduğu için hala umudu hatırlattığı için hala küçük şeylerin ne kadar büyük olduğunu gösterdiği için… Her şey bir anda düzelmez belki ama Nisan’ın da gösterdiği gibi hayat devam ediyor…