Şenay Sarıaslan

Bayram Gelmiş… Kime, Nasıl?

Şenay Sarıaslan

Bayram yaklaşıyor.

Ama mesele bayram değil.

Mesele, bayramın hangi şartlarda karşılandığı!
Çarşıya çıkın. Kalabalık var. Raflar dolu. Vitrinler ışıl ışıl...

Ama kasaya giden insan sayısı aynı değil.

Çünkü Türkiye’de uzun süredir değişen bir şey var, tüketim değil, alım gücü.

Ve bu değişim en net bayram alışverişinde görülür.

Eskiden bayram öncesi alışveriş “hazırlık” demekti. Bugün ise “eleme” demek.

Çünkü artık ne alınacak değil, ne alınmayacak o belirleniyor.

Bir ailenin önünde üç kalem var:

Gıda, bayramlık, harçlık.

Üçünü birden karşılamak artık her hane için maalesef mümkün değil.

Bu yüzden istekler değil tercihler devreye giriyor.

Ve her tercih bir eksiltme.

Çocuk bayramlık istiyor ama önce mutfak dolmalı.

Şeker, çikolata alınacak ama bu sefer harçlık düşecek.

Bu durum tesadüf değil çünkü fiyatlar artarken gelir aynı hızda artmıyor.

Resmi veriler başka şey söylüyor ama sahadaki gerçek bambaşka...

Market rafları, kasadaki fişler gerçek ve yorum yapmaya izin vermiyor. 

Bir de emekliler var!

Her bayram öncesi aynı başlık: İkramiye…

Ama artık mesele ikramiyenin verilip verilmemesi değil.

Mesele bu ikramiye neyi karşılıyor?

Bir bayram alışverişini mi?

Yoksa sadece bir kısmını mı?

Çünkü bugün emekli için bayram, ek gelirle tamamlanmaya çalışılan bir dönemi temsil ediyor.

Ve bu durum yıllardır değişmiyor.

Türkiye’de ekonomi tartışmaları genelde büyük başlıklar üzerinden yürüyor: faiz, enflasyon, büyüme…

Ama bence asıl veri bayram öncesi çarşıda.

Eğer bir ülkede bayram alışverişi daralıyorsa, orada sadece fiyatlar değil, refah da daralıyordur.

Bugün yaşanan tam olarak bu.

Daha az alınan ürünler, daha küçük harçlıklar, daha sınırlı sofralar.

Bu yüzden mesele bayram değil, bayram gelmiş ama gerçekten kime, nasıl?

Yazarın Diğer Yazıları