Nadire Temur

Sınır ruhun zırhıdır

Nadire Temur

Bugün yazımda Şule Gürbüz’ün bir yazısında bahsettiği bir düşünceden söz etmek istiyorum. Yazar, ‘Her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. Bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması hem onlara hem de bize hürmettir. Çünkü sınır ruhun zırhıdır. Herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.’ diyor. O kadar haklı ve mantıklı bir cümle ki… Aslında hayatımızın her döneminde karşımıza çıkabilecek ve yaşayabileceğimiz bir durumu kısa ve net bir şekilde özetliyor.

Bence de sınır, ruhun zırhıdır. Fazla samimiyet, bir süre sonra muhakkak saygısızlığa dönüşüyor. Daha da kötüsü, bu saygısızlığı sürekli göz ardı etmek, bir zaman sonra özsaygımızı kaybetmemizi de beraberinde getiriyor. Mutlu olmak, kendimize olan saygımızı korumak ve kendi yolumuzda ilerlemek her zaman kazandırır. Aksini iddia eden birini görmedim. Ben de bunun bilincine vardığımdan beri daha huzurlu olduğumu fark ettim.

Her kim olursa olsun, biraz mesafe her zaman iyidir. Çünkü ufak tefek şeyleri göz ardı etmek, devamında daha büyük olayları da beraberinde getirebilir. Damlaya damlaya göl olur misali… O yüzden önce ‘ben’ diyebilmeli, kendimiz için yaşamayı öğrenmeliyiz. Herkesi memnun etmeye çalışırken kendimizi tüketmek yerine, kendi sınırlarımızı bilmeli ve gerektiğinde o sınırları koruyabilmeliyiz.

Çünkü bazen mesafe koymak sevgisizlik değil, kendimize duyduğumuz saygıdır. Herkesi hayatımızın içine almak zorunda değiliz. Bazı insanlar uzakta, bazı şeyler de kendi renginde güzel. Ve belki de huzurun en önemli şartlarından biri, neyi içeri alıp neyi dışarıda bırakacağımızı bilmektir.
 

Yazarın Diğer Yazıları