Kırıldığın yer seni zayıflatmaz aksine daha sahici bir insan yapar. Tıpkı Japonların Kintsugi sanatında olduğu gibi...
Japonların Kintsugi sanatında Kırılan çanaklar atılmaz; altınla onarılır. Çatlaklar gizlenmez, tam tersine görünür hâle getirilir. Çünkü onları değerli kılan, hiç kırılmamış olmaları değil; kırıldıktan sonra yeniden ayağa kalkabilmeleridir.
İnsan da böyledir. Kırıldığı yerleri saklamak yerine onlarla barışabildiğinde, kendisiyle daha dürüst bir bağ kurar. Yeniden inşa etmek, aslında kusursuz görünmeye çalışmak değil; kendi gerçeğini saklamamayı öğrenmektir. Korkularınla, eksiklerinle, hatalarınla yan yana durabilmek ve ‘Evet, bunlar da benim.’ diyebilmektir.
Çünkü insan kendini inkâr ederek değil, kendini olduğu gibi kabul ederek iyileşir. Bazen en güçlü yanımız, tam da en çok yara aldığımız yerdir. O yaralar bizi eksiltmez; kim olduğumuzu anlatan izlere dönüşür.
Belki de olgunlaşmak, hiç kırılmamak değil; kırıldığın yerleri altına çevirecek cesareti gösterebilmektir. Gerçek güç, kusursuz olmakta değil çatlaklarını saklamadan yaşamaya devam edebilmektedir.