Ben en çok kendimde deneyimledim mesela bu olayı. Sabah uyanıyorum bedenim kişiliğim aynı ama duygularım, düşüncelerim, tam göğsümün ortasında bir şeyler değişmiş. Günlerce, belki aylarca kafama taktığım o devasa meseleler bir anda küçülüvermiş. Bir sabah bir daha yüzüne bile bakmak istemediğim bir kişiye ya da bir olaya bomboş bir duvara bakıyor gibi bakabilmişim ve bu yaşadığım şey Ne bir öfke, ne bir kırgınlık, ne de bir intikam arzusu. Sadece tam bir hissizlik ve nötrlük.
Günlerce belki de aylarca kafama taktığım o meselelerden sonra anladım ki bir duyguyu yaşamadan, onun sonundaki o huzurlu nötr noktaya ulaşamıyoruz. İnsan doğası gereği kaçmak istiyor acıdan, öfkeden, hayal kırıklığından. Ama anladım ki bu olaylar bize bir şeyler öğretmek, içimizdeki o ham yeri olgunlaştırmak için başımıza geliyor. Yaşanmayan hiçbir acı, tecrübe edilmeyen hiçbir mutluluk insanı bugünkü hâline getirmiyor.
Ve bazen, bazı şeyleri öğrenmenin, bazı duygulardan arınmanın tek yolu onlarla yüzleşmek ve onları tam anlamıyla yaşamaktır. Bir sabah uyandığınızda o çok kızdığınız insanlara artık hiçbir şey hissetmiyorsanız, bilin ki zihniniz ve ruhunuz o dersten alması gerekeni almış demektir.
Önemli olan başımıza ne geldiği değil, o olayın bize ne anlatmak istediğini çözebilmektir. Hayat bir cezalandırma mekanizması değil, bir öğretim sürecidir. Ve bazen en büyük özgürlük, bir sabah uyanıp hiçbir şey hissedebilmektir.