Nadire Temur

En çok kendimize geç kalıyoruz

Nadire Temur

Hayatın içinde hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Sabah işe, öğlen toplantıya, akşam eve… Telefonlarımız susmuyor, yapılacaklar listesi her gün biraz daha uzuyor. Bir şeyleri kaçırmamak için sürekli koşuyoruz. Ama tüm bu telaşın içinde fark etmediğimiz bir gerçek var: En çok kendimize geç kalıyoruz.

Bir zamanlar keyifle yaptığımız şeyleri ‘Sonra yaparım.’diyerek erteliyoruz. Okumak istediğimiz kitabı, çıkmak istediğimiz yürüyüşü, aramak istediğimiz dostumuzu… Hep daha uygun bir zamanı bekliyoruz. O uygun zaman ise çoğu zaman hiç gelmiyor.

Kendimize ayıracağımız birkaç dakikayı bile lüks görmeye başladık. Dinlenmek yerine daha çok çalışmayı, hissetmek yerine daha çok düşünmeyi seçiyoruz. Oysa insan sadece nefes alarak yaşamıyor; bazen durarak, bazen sessiz kalarak, bazen de hiçbir şey yapmadan da yaşıyor.

En acısı da ne biliyor musunuz? Başkalarının beklentilerini karşılamak için gösterdiğimiz çabayı, kendimiz için göstermiyoruz. Sevdiklerimize "Kendine dikkat et.’diyoruz ama aynı cümleyi kendimize kurmuyoruz. Bir arkadaşımız üzgün olduğunda saatlerce onu dinliyoruz, fakat kendi iç sesimizi duymaya tahammül edemiyoruz.
Belki de bu yüzden yorgunluğumuz sadece bedensel değil. Ruhumuz da yoruluyor. Çünkü sürekli bir şeylere yetişmeye çalışırken, içimizde sessizce bekleyen o insana hiç uğramıyoruz.

Oysa kendimize geç kalmanın telafisi, kaçırılan bir otobüsü beklemek kadar kolay değil. Ertelenen hayaller, ihmal edilen duygular ve söylenmeyen cümleler zamanla içimizde ağır bir yük hâline geliyor. Bir gün dönüp geriye baktığımızda, aslında en çok kendimizi beklettiğimizi fark ediyoruz.

Belki bugün, uzun zamandır ertelediğiniz o yürüyüşü yapabilirsiniz. Belki sevdiğiniz birini arayabilir ya da sadece telefonunuzu sessize alıp birkaç dakika kendinizle baş başa kalabilirsiniz. Küçük görünen bu anlar, bazen insanın kendine yeniden yaklaşmasını sağlar.

Çünkü hayat, yalnızca yetişilecek işler ve bitirilecek sorumluluklardan ibaret değil. Kendimizi ihmal ederek kurduğumuz hiçbir düzen bizi gerçekten mutlu etmiyor.
Bugün bir yere geç kalabilirsiniz. Bir toplantıya, bir randevuya, bir otobüse… Bunların çoğu telafi edilir. Ama kendinize geç kalmayın.

Çünkü insan, en uzun yolu bazen kendi içine yürür. Ve o yolculuk ne kadar ertelenirse, varılacak yer de o kadar uzaklaşır.

Yazarın Diğer Yazıları