Ecem Yaman

Sefiller

Ecem Yaman

Kitap nedir? Bir konuya ait yazılmış sayfalardan oluşan, matbaa ile basılmış meydana gelen ciltli eserdir. Peki, bu kadar basit mi bu olay? Bir kitap insanın üstünde nasıl bu kadar etki bırakabilir? Bir insan düşünün, ailesini doyurabilmek için bir somun ekmek çalıyor ve yıllarca kürek cezasına çarptırılıyor. Evet, o kişi Jan Valjean… Meşhur dünya klasiği olan Victor Hugo’nun “Sefiller” kitabının başkahramanı. Kitabı yorumlamak zor, uzun olduğundan değil, sadece içinde birkaç hikaye bulundurması. Her karakterin ayrı bir hayat hikayesi var. Ayrıca içinde koskoca bir tarih barındırıyor. Okurken kendinizi Paris sokaklarında geziyor veya kendinizi bir Fransız İhtilali’nin içinde buluyorsunuz. Ve tüm bu konular birbirine profesyonel bir şekilde bağlanmış. O zaman anlıyorsunuz Victor Hugo’nun mükemmel bir yazar olduğunu. 

Peki, Jan Valjean’ın cezası bittiğinde ne yapıyor? İşte o zaman başlıyor her şey... Cezası biten Jan Valjean’ın sığınacak bir yer bulamıyor. Kürek mahkumu olduğu için kimse evine kabul etmiyor. Suçu her ne olursa olsun bir mahkum asla topluma geri dönemez. Hanlardan kovuluyor. Hatta köpek kulübesinde kalmayı düşünüyor. Fakat köpek bile istemiyor. Son çare olarak bir piskoposun kapısını çalar. Hikâye o zaman başlıyor. Evine sığındığı piskopos Jan Valjean’ın kim olduğuna bakmadan evinin kapılarını açıyor, karnını doyuruyor, sıcak yatak veriyor. Fakat kötü duygular baş karakterimizin aklını çeliyor. Yemek masasında gördüğü gümüş şamdanlıkları çalıyor. Halbuki piskopos ona çok iyi davranmıştı. Ama Jan Valjean iyiliği nereden bilsin hayatı boyunca kimseden görmedi böyle bir şey… Jan Valjean kafasına koyduğunu yapar. Gümüşleri alıp kaçar. Ama çevrede dolanan askerler onun tavırlarında bir gariplik olduğunu anlar ve çok geçmeden yakalanır. Askerler eşyaların sahibi olan piskoposun yanına geri getirilir. Askerlerin yanında Jan Valjean ve ellerinde gümüşler piskoposun karşısındalar, hiç kimsenin yapamayacağı hareketi piskopos yapar. Jan Valjean’a neden diğer gümüşleri almadığını sorar. Gümüşlerinin çalınmadığını misafirine kendisinin verdiğini söyler. Kendisine yapılmış bu iyilik sonrasında Valjean bambaşka bir insana dönüşür. “Sanki yolunu şaşıran bir güneş ışığı aniden gecenin ortasından geçmişti.”

Bu sadece romanın küçük bir kısmı anlatmaya değer o kadar çok şeyi var ki… Aslında suç Jan Valjean’da değildi. Victor Hugo’nun dediği gibi: Eksik olan sevebilme yetisi değil sevebileceği kimsenin olmamasıydı.
 

Yazarın Diğer Yazıları