Gece vakti şehirlerarası yolda direksiyon sallamak dışarıdan bakıldığında sadece bir iş gibi görünebilir. O direksiyonun başındaki adam arkasında taşıdığı onlarca canın ya da tonlarca ağırlıktaki yükün sorumluluğunu taşır. Ne var ki son zamanlarda haber sitelerinde kaza haberlerine baktığımızda bu sorumluluk duygusunun iyice aşındığını görüyoruz.
Şarampole devrilmiş bir yolcu otobüsü, dorsemizin altına giren bir binek araç ya da kavşakta kontrolden çıkan devasa bir tır… Şerit ihlali yapanlar, takip mesafesini önemsemeyip önündekinin tamponuna kadar girenler…
Yollardaki en tecrübeli, en soğukkanlı olması gereken kişiler tam olarak bu uzun yol şoförleri. Bana bir şey olmaz özgüveni mi, aşırı yorgunluk mu yoksa yolun getirdiği o tehlikeli rutin mi bilmiyorum ama dikkatsizlik artık münferit bir durum olmaktan çıktı.
Özellikle yolcu otobüsleri... Zamana karşı yarışıyor gibi basıyorlar gaza. Uykusuz yola çıkmalar, elde düşmeyen cep telefonları... Ağır ticari araçlarda yapılan tek bir anlık hata, ufak bir binek aracın içinde tek bir aileyi yok etmeye yetiyor.
Bu ağır vasıtaların ve yolcu taşıyan araçların denetimi kağıt üstünde olmamalı sahada sıfır toleransla yapılmalı. Şoförlerin çalışma saatleri, dinlenme süreleri gerçekten insani şartlara çekilmeli ve buna uymayan firmalara ağır yaptırımlar uygulanmalı.
Ayrıca artık altyapısal olarak bir zihniyet değişimine gitmek zorundayız. Belki de bu devasa tonajlı araçların, yoğun yolcu taşıyan otobüslerin binek araçlarla aynı akış içinde olmaması gerekiyor. Belki ağır vasıta güzergahlarını tamamen ayırmak, otobanlarda şerit disiplinini ve hız kısıtlamalarını radikal şekilde uygulamak tek çare.