Sosyal mecrada Gülbahar adında 24 yaşında bir eczacının paylaşımı geniş bir kitleye ulaştı. Genç kadın ailesinde hiç kanser geçmişi bulunmadığını, son derece sağlıklı yaşadığını ancak aşırı stres, duygularını bastırma ve her şeyi içine atma yüzünden meme kanserine yakalandığını söyledi.
Yaşadığı süreci anlatırken de insanlara hastalanmamaları için ‘umursamaz olmayı, bencilce yaşamayı ve kendilerini her şeyin önüne koymayı’ tavsiye etti. Stresin vücut direnci üzerinde olumsuz etkiler yarattığı, iltihap süreçlerini tetiklediği ve genel metabolizma dengesini bozduğu bilimsel bir gerçek mi değil mi bilmiyorum ama şundan eminimki insanı günden güne eriyip bir bitiren bir virüs gibidir.
İnsanın her şeye, herkese yetişme ve çevresindeki problemleri göğüsleme çabası, en büyük zararı yine insanın kendi sistemine veriyor. Gülbahar'ın bu tecrübeden yola çıkarak bir reçete veriyor aslında biraz umursamaz olmayı öğrenmek, gerektiğinde sınır çizip bencilleşebilmek ve odağı başkalarının beklentilerinden çekip kendi varlığına yöneltmek. Olaylara, insanlara ve problemlere verilen aşırı tepkiler zihni aralıksız bir mesaiye zorlarken bedeni de içten içe eritiyor. Başkalarını memnun etme ya da sorunları sessizce göğüsleme gayreti, bir noktadan sonra çok ağırlaşıyor.
Hayatı biraz daha akışına bırakmak kendi sınırlarını korumak ve lüzumsuz yükleri üstlenmemek gerekiyor. Baktığımız zaman doğrudan fiziksel bütünlüğü korumanın da temel bir yolu olarak karşımıza çıkıyor.