İyilik, insan doğasının en derin ve anlamlı yönlerinden biridir…
Bu erdem, çoğu zaman hak ettiği değeri bulmaz. Yine de iyilik yapmaya devam etmek, bir başkasına değil, aslında kendimize olan inancımızın bir yansımasıdır.
İyiliği sürdürenlerin ortak noktası, genellikle kendilerine olan derin bir inançtır. Bu inanç, başkalarının buna değip değmemesinden bağımsızdır. Kendi değerlerimize ve prensiplerimize olan bağlılığımız, bizi iyilik yapmaya iter.
İyiliğin özünde, insanın kendine olan saygısı ve sevgisi yatar. Birine yardım ettiğimizde ya da nazik bir davranışta bulunduğumuzda, aslında kendi insanlığımızı ve değerlerimizi yüceltiriz. Bu, içsel bir tatmin sağlar ve kendimize olan inancımızı pekiştirir.
Belki de bu yüzden, iyilik yapmak bize kendimizi daha iyi hissettirir.
İyiliğin karşılıksız olduğu söylenir. Bu doğru olabilir, çünkü iyi bir eylemin amacı, doğrudan bir ödül beklemek değil, sadece iyiliği yaymaktır. Fakat modern toplumda iyilik, çoğu zaman yanlış anlaşılır ve hatta bazen istismar edilir. İnsanlar, yaptıkları iyiliklerin karşılığını bekler hale geldiklerinde, hayal kırıklığına uğrarlar.
Gerçek iyilik, karşılık beklemeden yapılandır. Bunlar içsel bir inançtan kaynaklanır ve kişinin kendi değerlerine olan bağlılığını gösterir.
Aslında kimsenin buna değmeyeceğini bilmek, iyiliğin saflığını ve anlamını yitirmemesi için bir hatırlatmadır.
Kendine olan inanç, iyiliğin temel taşıdır.
Bu inanç, bizi başkalarının olumsuz tepkilerinden korur ve iyiliği devam ettirme gücünü sağlar. Kendimize olan inancımız, dış dünyanın karmaşıklığı ve bazen de acımasızlığı karşısında bir kalkan görevi görür.
Birine yapılan küçük bir yardım, bazen o kişinin hayatında büyük değişimlere yol açabilir. İyilik, kelebek etkisi yaratabilir ve toplumda olumlu değişimlerin başlangıcı olabilir. Ancak, bu etkiyi görmek her zaman mümkün olmayabilir. İşte bu noktada, iyiliği sürdürebilmek için kendimize olan inancımız devreye girer.
Başkalarının tepkileri ya da hayatımızdaki değişimler, iyiliğin gücünü azaltmaz. Asıl önemli olan, bu iyiliği sürdüren kişinin kendine olan inancıdır. İyiliğin gücü, bu inançtan beslenir ve büyür.