Hayatın acımasız bir gerçeği vardır. Ezik insanlar kendi zayıflıklarını ve kırılganlıklarını başkalarına yansıtırlar. Bu çoğu zaman farkında olmadan yapılan bir davranıştır. Bir bakıma kendi içlerindeki eksikliği tamamlamaya yönelik bir çabadır.
Çocukluğunda sürekli bastırılmış, değersiz hissettirilmiş ezilmiş insanlar yetişkinliklerinde güçlerini ve kontrolü başkaları üzerinde deneme ihtiyacı hissedebilirler.
Sosyal medya da insan davranışlarını hem görünür hem de çoğu zaman normalleştiren bir mecra hâline geldi. Bu bahsettiğim insanlar içlerindeki ezilmişliği ve güçsüzlüğü başka canlılara zarar vererek gösteriyor bunu sosyal medya hesaplarında bahsediyorlar.
Bu insanlar yaptıkları kötülüğü adeta bir başarı gibi sunuyor yorum ve beğeni ile onay arıyor. Her paylaşım kendi eksikliklerini bir tür kahramanlık gösterisiyle kapatmaya çalışıyorlar.
Sosyal medyada bu tür paylaşımlar yayıldıkça normalleştirme riski de artıyor. Bir video ya da fotoğraf beğenildiğinde gençler bunu doğru hatta eğlenceli bir davranış olarak algılıyor.
Ezik insanlar kendi güçsüzlüklerini hayvanlara yöneltiyorlar. Son zamanlarda hayvanlara yönelik şiddet olayları artış gösteriyor. Kedilere yapılan zulümler sokak hayvanlarına yönelik işkenceler ve sosyal medyada paylaşılan vahşi görüntüler artık bugünde mi dedirtiyor insana.
Bu toplumumuzun bir yarası. Asıl mesele bu tür davranışları sergileyen ezik insanların varlığı Bu kişiler ortadan kaldırılmadıkça, sadece cezalarla ya da uyarılarla olayların önüne geçmek mümkün değil.