İletişim ilk olarak insan ile başladı. Elbette ilk insandan günümüze iletişim kurma biçimleri farklılık gösterdi. Yani bilhassa gelişim gösterdi.
Yazının bulunması, ticari ilişkilerin gelişmesi derken bayağı yol kat edildi. İletişim duman, güvercin ve ulaktan sonra telefon, gazete, radyo televizyona terfi etti. Şimdi ise yaşadığımız modern topluma internetin eklenmesiyle bir devrim yaşandı. Sonrasında e-ticaret siteleri, sosyal medya ve yapay zeka ile birlikte Web 3.0 ile tanıştık böylelikle sanal dünyanın kapıları bize açıldı. Tabi bu her ne kadar dünyamızı küçültse ve Mc Luhan’ın deyimiyle ‘Evrensel köye’ dönüşse de herkes bu durumdan memnun gibi…
Kitle iletişim araçları hayatımızın tüm alanını sarmalamış durumda. Medya her geçen gün kendini farklı biçimlerde gösteriyor. Gündelik hayatta ne düşüneceğimizi dahi belirlerken, algı ve tasavvurlarımızı değiştirmede de önemli rol oynuyor. Neredeyse her gün gündem belirleyen medya, hızla değişen, gelişen bu dünyaya çok iyi ayak uyduruyor.
O zaman şu soruyu sormak daha iyi olur, ‘Günümüz toplumlarının en belirgin özelliği nedir?’ elbette ‘hızla değişen yönü’ olarak bir cevap verilir. Özellikle bu çağda yaşanan hızlı değişim göze çarpıyor. Değişim evrenseldir. Fakat neden günümüzde bunu hızlı değişim olarak tabir ediyoruz? Bu değişen, gelişen teknoloji ile paraleldir…
Teknolojide yaşanan hızlı gelişim iletişime doğrudan etki ediyor. Böylelikle, küreselleşme ve çok kültürlülük olarak bize dönüyor. Modern toplumda hızlı değişim süreci, kitle iletişim araçlarının da yaygınlaşması ile birey ve toplum hayatını derinden etkiliyor. Peki, biz bu hızlı gelişimlere ayak uydurabilecek miyiz? Ya da çoktan ayak uydurduk mu dersiniz?