Ülke gündemini takip etmek artık başlı başına bir sınav gibi. Bir gün yüzümüzü güldüren bir haberle uyanıyoruz, ertesi gün yüreğimizi burkan acılarla sarsılıyoruz. Son günlerde yaşadıklarımız tam da bunun kanıtı. Sevinç, üzüntü, şaşkınlık son birkaç günde bütün duyguları yaşadık sanırım.
Haftaya voleybol milli takımımızın başarısıyla başladık. Filenin Sultanları dünya ikincisi oldu. Bir ülkenin moralini, birkaç genç kadının sahada gösterdiği azim bu kadar değiştirebilir mi? Evet, değiştirdi. Onların her sayısında hep birlikte sevinçle ayağa kalktık. Gurura, umuda, birlikte sevinmeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu bir kez daha gördük. Özellikle kadınlarımızın büyük başarılar elde etmesi bir kadın olarak beni ayrıca gururlandırıyor. Geçmişe baktığımızda da Türk kadınının birçok başarısına tarih tanıklık etmiştir. Filenin Sultanları her ne kadar ikinci olsalar da gönüllerimizin birincisi oldular.
Sevincimi yaşarken sosyal medyadaManifest grubunun konser kıyafetleri ve sahne performansı üzerinden soruşturma açıldığına dair haberler gördüm. Gündemde gerçekten bunlar mı olmalıydı? Yoksa Türkiye’yi dünyada temsil eden voleybol milli takımımızın başarısı mı? Buda bir tartışma konusu tabi…
Ve siyasete dair gerilim… İstanbul’da CHP binası önünde yaşanan olaylar, siyasetin gergin dilini yeniden tartışmaya açtı. Demokrasi, ifade özgürlüğü, siyaset dili… Bunlar hepimizin ortak paydası olmalı. Ancak sokaktaki tansiyonun yükseldiğini görmek, geleceğe dair kaygıları da beraberinde getiriyor. Olanları televizyon karşısında şaşkınlıkla izledim. Tüm bunların üstüne İzmir’den gelen iki şehit haberi… Şehitlerimizin üzüntüsünü yaşarken öte yandan insan şunu da düşünmeden edemiyor. 16 yaşında bir genç nasıl oluyor da karakola saldırabiliyor? Akıl alır gibi değil gerçekten. Hem çok kızgın hem de çok üzgünüm. Bütün gündem, bütün tartışmalar, bütün sevinçler bir anda gölgeleniyor. Çünkü bir evin ocağına ateş düşmüşse, ülkenin de kalbine düşüyor. Şehitlerimizin ailelerine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum…
Son birkaç güne sığan bunca olay bana şunu düşündürüyor: Biz aslında tek bir ülkenin çok farklı duygularını aynı anda yaşıyoruz. Gurur, öfke, hüzün, acı, umut… Türkiye tam da böyle bir yer. Belki de bizi ayakta tutan şey, her şeye rağmen yarın daha iyi olacağına duyduğumuz inancımızdır. Umarım yarınlar daha iyi olur…