Bugün Kayseri Cumhuriyet Meydanı'nda öyle güzel bir manzaraya şahit olduk ki insanın hem gözleri doluyor hem de göğsü kabarıyor. Küçücük ellerinde gazetelerle meydanda dolaşan çocuklar, bundan tam 103 yıl önce yaşanan o büyük heyecanı yeniden yaşattı bizlere.
‘Yazıyor, yazıyor! Cumhuriyetin ilan edildiğini yazıyor!’
Bir an için zaman durmuş gibiydi. Sanki takvimler yeniden 29 Ekim 1923'ü gösteriyordu. Cumhuriyet'in ilan edildiğini duyan insanların sevincini, yıllarca verilen mücadelenin ardından gelen o büyük gururu hissediyorduk.
Aradan tam 103 yıl geçmişti ama heyecan hiç değişmemişti. Çünkü bazı sevinçlerin tarihi eskir ama kendisi eskimez. Cumhuriyet de işte böyle bir sevinç bizim için.
Düşünüyorum da...
Bir milletin kaderinin değiştiği o gün, yalnızca yeni bir yönetim şekli ilan edilmedi. Çocukların hayalleri, kadınların toplumdaki yeri, gençlerin yarınlara dair umutları da bambaşka bir anlam kazandı.
Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'i kurarken yalnızca kendi yaşadığı dönemi düşünmedi. Henüz dünyaya gelmemiş çocukları, büyüyüp kendi ayakları üzerinde duracak genç kızları, ülkesine hizmet edecek nice nesilleri de düşündü.
Belki de bugün Cumhuriyet Meydanı'nda gazete dağıtan o çocukların yüzüne bakınca bu kadar duygulanmamızın sebebi tam olarak budur.
Çünkü o çocuklar, Atatürk'ün hayal ettiği yarınların ta kendisi.
Bugün bir kız çocuğunun okuyabilmesi, meslek sahibi olabilmesi, kendi kararlarını verebilmesi, hayallerinin peşinden gidebilmesi... Bunların hiçbiri üzerinde düşünmeden geçilecek kazanımlar değil.
Bir kadın olarak Cumhuriyet'in anlamını düşündüğümde, aklıma yalnızca geçmişte kazanılan haklar gelmiyor. Bugün kurabildiğimiz hayaller, söyleyebildiğimiz sözler ve yarın için beslediğimiz umutlar da geliyor.
Atatürk'ün kadınlara duyduğu güveni, çocuklara verdiği değeri düşündükçe Cumhuriyet'e olan minnetim daha da büyüyor. Üstelik Cumhuriyet'in değerini anlamak için her zaman uzun uzun tarih kitapları okumaya da gerek yok.
Bazen bir çocuğun elindeki gazeteye bakmak yeterli. Bugün Kayseri'de olduğu gibi...
O küçücük çocuklar belki 1923'ün bütün zorluklarını, verilen mücadeleleri henüz tam olarak bilmiyor. Ama ellerinde taşıdıkları o gazetelerle çok büyük bir mirası yaşatıyorlar.
Belki şartlar değişti, şehirler büyüdü, hayat başkalaştı. Ama 29 Ekim geldiğinde içimizde uyanan o duygu hiç değişmedi. Cumhuriyet, bize geçmişten kalan güzel bir hatıra değil yalnızca. Bugünümüz, yarınımız ve gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğumuz.
Bugün meydanda ‘Yazıyor, yazıyor!’ diye seslenen çocukların yarın bu ülkenin öğretmenleri, doktorları, mühendisleri, gazetecileri olacağını düşünmek bile insana umut veriyor.
Kim bilir, belki içlerinden biri yıllar sonra yine aynı meydanda kendi çocuğunun elinden tutacak. Ona Cumhuriyet'in nasıl kurulduğunu, Atatürk'ün bu millete neler kazandırdığını anlatacak.
Ve belki o gün de bir başka çocuk elindeki gazeteyle aynı sözleri haykıracak.
‘Yazıyor, yazıyor! Cumhuriyetin ilan edildiğini yazıyor!’
İşte o zaman anlayacağız ki yıllar ne kadar geçerse geçsin, bazı sesler hiç susmayacak.
Cumhuriyetimizin 103. yılında, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu ülkenin kuruluşunda emeği geçen bütün kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyorum.
İyi ki bu topraklarda doğduk.
İyi ki Cumhuriyet'in çocuklarıyız.
İyi ki 29 Ekim var!
Yaşasın Cumhuriyet!
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
