Sümeyye Koşar

Düğün değil, barbarlık!

Sümeyye Koşar

Bir tarafta düğün, diğer tarafta asker uğurlaması... İnsanların en mutlu günlerinde silahlar çekiliyor, kurşunlar havada uçuşuyor. Kimi bunu gelenek sanıyor, kimi erkeklik gösterisi, kimi de eğlencenin bir parçası... Oysa bunun adı ne gelenek ne de eğlence. Bunun adı düpedüz barbarlık!

Bir insanın mutluluğunu kutlamak için neden silaha ihtiyaç duyulur? Davulun, zurnanın, müziğin yetmediği yerde silahın ne işi var? Hele ki o silahın namlusundan çıkan kurşunun nereye düşeceği belli değilken...

Düğünde gelinle damat mutluluğa adım atarken bir başka evde yas başlıyor. Asker uğurlamasında bir aile evladını vatani görevine göndermeye hazırlanırken başka bir aile evladını toprağa veriyor.

Peki ne uğruna?

Birilerinin birkaç saniyelik gösteriş merakı uğruna!

Havaya sıkılan kurşun yere düşmüyor mu?

Bu soruyu artık kaç kez sormak gerekiyor?

Havaya ateş eden kişi, o kurşunun bir daha geri gelmeyeceğini mi düşünüyor? Gökyüzüne sıkılan mermi buharlaşıp yok mu oluyor?

Elbette hayır!

O kurşun bir gün bir çocuğun başına, bir annenin yüreğine, bir babanın evladına isabet ediyor. Hiçbir şeyden habersiz evinin balkonunda oturan, sokakta yürüyen, düğünü uzaktan izleyen insanlar bir anda ölümle burun buruna geliyor.

Üstelik bütün bunlar göz göre göre yaşanıyor.

Her ölümün ardından aynı cümleler kuruluyor. ‘Bir daha yaşanmasın’, ‘Silahla kutlama yapılmasın’, ‘Gerekli önlemler alınsın...’

Sonra ne oluyor? Bir başka düğünde yine silah çekiliyor. Bir başka asker eğlencesinde yine tetiğe basılıyor.

Bu cesaret değil, cehalet!

Silahı beline takıp kalabalığın ortasında havaya ateş açmayı marifet sayanlara açıkça söylemek gerekiyor: Kimse sizin silahınızdan, gösterişinizden, sözde cesaretinizden etkilenmek zorunda değil.

Elinde silah tutmak kimseyi güçlü yapmaz. Kalabalığın ortasında tetiğe basmak cesaret değil, başkalarının hayatını hiçe sayan sorumsuzluktur.

Buna gelenek diyenler de artık kendilerine gelmeli. İnsan hayatını tehlikeye atan hiçbir davranış gelenek adı altında savunulamaz. 

Kayseri'de de bu görüntüler son bulmalı

Kayseri'de de düğünlerde, asker eğlencelerinde ve çeşitli kutlamalarda silah kullanılması zaman zaman gündeme geliyor.

Daha 18 Ekim'de bir asker eğlencesinde tüfekle ateş açan kişinin kendisini yaraladığı bir olay yaşandı.

Bugün kendisini yaralayan kişi, yarın başka bir insanın ölümüne neden olabilir. Bunun için daha kaç kişinin yaralanması, kaç ailenin ocağına ateş düşmesi gerekiyor?

Ülkemizde geçmiş yıllarda düğün ve asker uğurlamalarında açılan ateş nedeniyle onlarca insan hayatını kaybetti, yüzlerce insan yaralandı. Her rakamın arkasında yarım kalmış bir hayat, dağılan bir aile, dinmeyen bir acı var.

Silaha değil, bu zihniyete karşı mücadele edilmeli

Elbette denetimler artırılmalı, kuralları çiğneyenlere gerekli yaptırımlar uygulanmalı. Ancak mesele yalnızca cezayla da çözülecek gibi görünmüyor.

Asıl değişmesi gereken zihniyet.

Düğün sahibi de, asker uğurlayan aile de, eğlenceye katılan vatandaş da silah çekilmesine karşı çıkmalı. ‘Bizim düğünümüzde böyle şey olmaz’ diyebilmeli.

Çünkü sessiz kalmak, bu sorumsuzluğun devam etmesine göz yummaktır. Bir insanın en mutlu gününü başka bir insanın en acı gününe çevirmeye kimsenin hakkı yok.

Artık yeter!

Ne gelenek bahanesi ne erkeklik gösterisi ne de ‘Bir şey olmaz’ rahatlığı... Havaya sıkılan her kurşun, bir insanın hayatına yönelmiş tehdittir.

Ve unutmayalım...

Sizin eğlenceniz, başkasının cenazesi olamaz!

Yazarın Diğer Yazıları