Sümeyye Koşar

Bir maaşın ömrü kaç gün?

Sümeyye Koşar

Telefon ekranına bir bildirim düşüyor. Maaş yatmış.

İnsanın içinden kısa bir rahatlama geçiyor. Sonra banka uygulaması açılıyor. Kira gönderiliyor, kredi taksidi ödeniyor, kart borcuna bir miktar yatırılıyor. Elektrik, su, doğal gaz… Birkaç işlem daha.
Uygulamadan çıkmadan önce kalan paraya bakılıyor.

Daha ayın başı.

Bir ay boyunca verilen emeğin karşılığı, birkaç dakika içinde ödemelere dağılıyor. Ardından yeni hesap başlıyor: Mutfak için ne kadar ayrılacak, yol masrafı ne tutacak, beklenmedik bir gider çıkarsa nasıl karşılanacak?

Bir ayın içinde ne çok şey var oysa. Çocuğun okulda bir ihtiyacı çıkacak, diş ağrıyacak, evde bir eşya bozulacak. Hayat, ödemelerden sonra hesapta kalan miktara göre ilerlemiyor.

İnsanlar hayatlarını o miktara sığdırmaya çalışıyor.
Markette bir ürün ele alınıp geri bırakılıyor. Bir buluşma teklifine cevap vermeden önce ayın geri kalanına bakılıyor. Bazen ‘Bu hafta çok yoğunum’ deniyor. Çünkü her davette bütçe hesabını anlatmak da kolay değil.

Zamanla ertelemek alışkanlık hâline geliyor. Mont bir kış daha giyilir. Telefon biraz daha idare eder. Tatil için daha uygun bir zaman beklenir. Fakat yıllar boyunca aynı ihtiyaçlar ertelendiğinde, insan çalışarak kurmayı beklediği hayatın ne kadarına ulaşabildiğini sorguluyor.

Bir de kolayca söylenen o söz var:

‘Biraz tasarruf et.’

Elbette gelire göre harcama yapmak önemli. Ama bu öneriyi verirken karşıdaki kişinin zaten nelerden vazgeçtiğini bilmek gerekir. Her giderini önceden hesaplayan, alışverişini ihtiyaçlarıyla sınırlayan birine daha nereden kısması söylenecek?

İnsanların ara sıra kendileri için bir şey istemesini de hemen savurganlık saymamak gerekiyor. Bir kitap almak, arkadaşlarla oturmak, ailece dışarı çıkmak… Çalışan insanların bunlara bütçe ayırabilmesi hayatın olağan bir parçası olmalı.

Her küçük isteğin hesabını tekrar tekrar yapmak yorucu.

Üstelik bu hesap mesai bitince kapanmıyor. İnsan eve dönüyor, dinlenmeye çalışıyor; aklında hâlâ son ödeme tarihi var. Sabah kalkıp yeniden işe gidiyor.

Çalışmanın insana belli bir güven vermesi beklenir. Temel ihtiyaçlarını karşılayabileceğini, bir aksilik olduğunda çaresiz kalmayacağını bilmek ister insan. Ay sonunda büyük bir birikimi olmasa da ayın ortasında yeniden borç aramak zorunda kalmamak ister.

Bunlar çok büyük beklentiler mi?

Ödemelerin tamamlanması, geçim kaygısının bittiği anlamına gelmiyor. Kimi zaman ayın geri kalanı kredi kartıyla tamamlanıyor. Gelecek maaşın bir kısmı daha hesaba yatmadan harcanıyor. Sonraki ay aynı hesap yeniden açılıyor.

‘Bir maaşın ömrü kaç gün?’ sorusu, bir ayın emeğiyle o ayın hayatı arasındaki mesafeyi anlatıyor.
Maaşını aldığı gün yüzü kısa bir an gülen, ardından yeniden hesap yapmaya başlayan insanın önünde daha yaşaması gereken koca bir ay var.

Yazarın Diğer Yazıları