Sümeyye Koşar

Bu kadar haberin arasında neyi biliyoruz?

Sümeyye Koşar

Sabah gözümüzü açar açmaz telefona uzanıyoruz. Daha yataktan kalkmadan bir kazayı, bir tartışmayı, yeni bir zammı öğreniyoruz. Birinin acısına üzülürken parmağımız kayıyor, karşımıza komik bir video çıkıyor. Üzüntümüz bile yarım kalıyor.
Gün boyunca yüzlerce şey görüyoruz. Akşam biri ‘Bugün ne oldu?’ diye sorsa hangisinden başlayacağımızı bilemiyoruz. Bazı haberlerin başlığını hatırlıyoruz, ayrıntısını okumamışız. Bazı iddiaları ise o kadar çok görmüşüz ki doğru kabul etmişiz.
Enformasyon bombardımanı dedikleri biraz da bu. Bilgi sürekli geliyor ama onu tartacak, sorgulayacak zamanımız kalmıyor. Bir olayın aslını anlamaya çalışırken başka bir olay gündeme yerleşiyor. Dün hararetle tartıştığımız mesele bugün unutuluyor; oysa insanların hayatındaki karşılığı sürüyor.
Gazetecilik açısından da üzerinde durulması gereken bir durum bu. Haber yetiştirme telaşı içinde okurun dikkatini yakalamaya çalışıyoruz. Fakat her başlığı biraz daha yükseltince, her gelişmeyi ‘şok’ diye sununca kelime,lerin ağırlığı azalıyor. Gerçekten önemli bir haber geldiğinde onu hangi sesle anlatacağız?
Okurun zamanı kadar güveni de kıymetli. Bir haberi açtığında başlıkta vaat edileni bulması, neyin kesin bilgi, neyin iddia olduğunu anlayabilmesi gerekiyor. Bunun için bazen daha az cümle, daha sakin bir dil ve biraz daha dikkat yeterli.
Telefonu bir süreliğine kenara koyduğumuzda elbette hayat devam edecek. Birkaç paylaşımı kaçıracağız. Ama belki okuduğumuz bir haberi sonuna kadar düşünecek, duyduğumuz bir iddianın kaynağına bakacak vakti bulacağız.
Bunca şeyden haberdar olup bu kadar azını anlayabilmek insanın içine sinmiyor.

Yazarın Diğer Yazıları