Masumiyet Müzesi denince çoğu kişi Kemal’e odaklanır. Onun takıntısına, yıllara yayılan bekleyişine, kurduğu müzeye… Oysa bu hikayede benim içimi asıl acıtan hep Füsun oldu.
Roman bir aşk hikayesi gibi başlar. Ama daha en başından bunun eşit bir aşk olmadığını hissederiz. Kemal güçlü bir çevreden gelir; imkanları, itibarı, görünürlüğü vardır. Füsun ise daha mütevazı bir dünyadan… Aradaki fark yalnızca para değildir. Asıl fark, kimin görünür olduğu meselesidir.
Füsun genç bir kadın. Oyuncu olmak istiyor. Görülmek, seçilmek, varlığının açıkça kabul edilmesini istiyor. Çünkü gizli yaşanan bir ilişki, kadını hep gölgede bırakır.
Kemal nişanlanacakken Füsun’la birlikte olur. En büyük sorumluluk elbette Kemal’indir. Ama Füsun’un da bildiği bir gerçek vardır: Karşısındaki adam başka biriyle evlenecektir. Buna rağmen o ilişkiye adım atar. Füsun’a yöneltilebilecek belki de tek açık eleştiri burada başlar. Yanlış bir başlangıç yapar. ‘Belki beni seçer’ umudu, onu daha en baştan kırılgan bir zemine taşır.
Sonrası daha ağırdır.
Bence Füsun’un en büyük acısı seçilmemektir. Açıkça sahiplenilmemektir. Sınıf farkının insanın içine bıraktığı o ince eksiklik duygusudur. ‘Yeterli değil miyim?’ sorusu bir kez zihne düştü mü, kolay kolay çıkmaz.
Küpe meselesi tam da bu yüzden önemlidir. Küçük bir ayrıntı gibi görünür ama değildir. Bazen fark edilmemek, derin yaralar açar. Kemal yıllar sonra bir sigara izmaritini bile saklayacak kadar dikkatliyken, o an Füsun’u gerçekten göremez. Küpe yalnızca bir takı değildir; ‘Beni görüyor musun?’ sorusudur.
Zamanla Kemal için Füsun bir insandan çok bir hatıraya dönüşür. Oysa Füsun canlıdır. Öfkesi vardır, gururu vardır, hayalleri vardır. Ama Kemal onu vitrinde sergilenen bir nesneye çevirir. Dondurur. Canlı bir ilişki yerine, kontrol edebileceği bir geçmiş kurar.
‘Masumiyet’ ismi de bu yüzden bana hep ironik gelmiştir. Ortada saf bir gençlik aşkı mı vardır, yoksa kaybını romantikleştiren bir adam mı?
Müze dolusu eşya var.
Küpe var.
Elbise var.
İzmarit var.
Peki kadın nerede?
Belki de romanın en ağır sorusu tam olarak budur.