Sümeyye Koşar

Hoş Geldin Otuz: Bakalım Birlikte Neler Yaşayacağız?

Sümeyye Koşar

Dünden beri içimde tarif edemediğim bir his var. Ne tam olarak üzgünüm ne de yalnızca mutluyum. Bir yanım doğum günüm olduğu için heyecanlı, diğer yanım ise ‘Yirmili yaşlar gerçekten bitti mi şimdi?’ diye düşünüyor.

Otuz yaş, uzaktan bakınca bana hep daha ciddi gelirdi. Sanki insan otuzuna bastığında her şeyi çözmüş, hayatını düzene koymuş ve bundan sonra atacağı bütün adımlardan emin olmalıymış gibi… Bugün otuz yaşında biri olarak uyandım ama açıkçası büyük bir değişiklik olmadı. Dün ne hissediyorsam bugün de aynı şeyleri hissediyorum.

Yine gülmek, eğlenmek, gezmek, bazen saçmalamak ve küçük şeylere heyecanlanmak istiyorum. İçimdeki o genç ve fıkır fıkır taraf hâlâ burada. Bir gecede kaybolmadı. O zaman insanın gençliği gerçekten yaşla mı ilgili, yoksa kendisini nasıl hissettiğiyle mi?

Sanırım biraz da bu soruya takıldım.

Otuz yaş gerçekten farklı mı?

Hep ‘Otuzdan sonra insanın farkındalığı artar’ derlerdi. Daha ilk günden bunun cevabını vermem mümkün değil. Fakat zaman geçtikçe insan kendisini daha iyi tanıyor. Nelerin onu mutlu ettiğini, neyin enerjisini düşürdüğünü ve hayatında nelere daha fazla yer vermek istediğini daha iyi anlıyor.
Belki otuz yaşın farkı da budur. Her şeyi bilmek ya da hayatı tamamen çözmek değil; kendini biraz daha yakından tanımak…

Otuz yaşımdan büyük mucizeler beklemiyorum. Bir anda çok olgun ya da her sorunun cevabını bilen biri olmayacağımı biliyorum. Sadece bundan sonra kendimi biraz daha fazla dinlemek istiyorum.

Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışmak yerine bulunduğum anın tadını çıkarmayı, güzel günlerin kıymetini bilmeyi ve sevdiklerimle daha fazla hatıra biriktirmeyi istiyorum.

Çünkü yıllar gerçekten hızlı geçiyor. Bir zamanlar otuz yaş bana çok uzak görünürdü. Şimdi ise tam içindeyim.

İçimde küçük bir burukluk var, bunu inkâr edemem. Yirmili yaşlarımla birlikte gençliğimin de geride kaldığını düşünmek beni biraz korkutuyor. Sonra kendime şunu hatırlatıyorum:

İnsan otuz yaşına gelince gençliğini geride bırakmış olmuyor, yalnızca hayatının başka bir dönemine adım atıyor.

Ben hâlâ benim. Hâlâ aynı şeylere gülen, sevdiği bir şarkıyı duyunca mutlu olan, güzel bir haber aldığında heyecanlanan benim. Kimliğimde yazan sayı değişti diye bunların hiçbiri bitmedi.
Belki otuzlu yaşlar, yirmili yaşların neşesini geride bırakmak değil; o neşeye biraz daha huzur ve farkındalık eklemek demektir.

Bugün otuz oldum. Biraz tuhaf, biraz buruk ama güzel bir his…

Yirmili yaşlarımı elbette özleyeceğim. Fakat otuzlu yaşlarıma da daha başlamadan haksızlık etmek istemiyorum. Belki beni düşündüğümden çok daha güzel günler bekliyordur.

O yüzden hoş geldin otuz.
Bakalım, birlikte neler yaşayacağız?

Yazarın Diğer Yazıları