Sümeyye Koşar

Kuş Uçmayı Bildi, İnsan Beklemeyi Seçti

Sümeyye Koşar

‘Kendi kafesinden çıkamayan düşünceler vardı.
Esas beyni olan kuşlardı.
Kuş bile kafes açılınca uçardı.
Oysa insan, hapsolmuş düşünceyle dolu kafasını kafesten çıkaramazdı.’

Bazı sözler vardır, insanın aklında sadece bir cümle olarak kalmaz. Bir yere dokunur. Çünkü anlatılan şey uzakta değildir; çoğu zaman insanın kendi içidir.

Yıllardır kuşlara bakarken onların sadece uçtuğunu düşündük. Hafif olduklarını, içgüdüyle hareket ettiklerini... Belki de bu yüzden küçümseyen bir tonla söylenen pek çok söz üretildi. Oysa bazen durup bakınca insanın aklına şu geliyor: Beyni olmayan gerçekten kuşlar mıydı?
Çünkü bir kuş kafeste ne kadar kalırsa kalsın, kapı açıldığında gökyüzünü unutmaz. Önce kısa bir durur, etrafına bakar, sonra kanadını açar ve gider. Onu tutan şey alışkanlık bile olsa, özgürlüğün yönünü bilir.

İnsan ise çoğu zaman açık duran kapının önünde kalabiliyor.

Gitmek istediği halde bekliyor. Söylemek istediği halde susuyor. Başlamak istediği halde erteliyor. Çünkü insanın önünde duran engel bazen dışarıda değil, kendi içinde oluyor.

Bir düşünce başka bir düşünceyi çağırıyor. Bir kaygı başka bir tereddüdü büyütüyor. Sonra insan, aslında adım atabileceği yerde kendi zihninin içinde dolaşıp duruyor.

Belki de bu yüzden kuşun yaptığı şey basit ama güçlü geliyor insana.

Çünkü kuş hesap yapmıyor. Düşmeye odaklanmıyor. Önündeki açıklığı görüyor ve gidiyor.

İnsan ise çoğu zaman henüz yaşanmamış ihtimallerin yükünü bugünden taşımaya başlıyor.

Bazen en ağır kafes demirden yapılmıyor. Kimsenin görmediği, sadece insanın kendi içinde hissettiği duvarlar oluyor. 

Ve günün sonunda insan, açık kapının önünde dururken bile kendini içeride hissedebiliyor.

Belki de mesele gerçekten şurada: İnsanın ilerleyebilmesi için önce zihnindeki ağırlığı bırakması gerekiyor. 

Yazarın Diğer Yazıları