Sümeyye Koşar

Kral sonunda kaybetti

Sümeyye Koşar

2025 yılında ekrana gelen ve 30 bölüm süren Kral Kaybederse’yi herkes çoktan izlemiş, üzerine konuşmuş ve başka dizilere geçmiş olabilir. Ben biraz geriden geldim, aradan birkaç gün geçti ama Kenan Baran hâlâ aklımdan çıkmadı.

Diziyi izlemeyenler için hikayeyi fazla açmadan biraz anlatayım. Kenan Baran; yakışıklı, zengin, özgüveni yüksek ve girdiği her ortamda dikkatleri üzerine çeken bir adam. Çevresindeki herkesin ona hayran olmasına alışmış. Kaybetmek bir yana, reddedilme ihtimalini bile kendisine yakıştıramıyor. Dizi de yıllardır kurduğu bu kusursuz dünyanın yavaş yavaş değişmesini ve Kenan’ın kendisiyle yüzleşmesini anlatıyor.
Üstelik hikayenin gerçek bir yaşam öyküsünden esinlenmiş olması, izlediklerinizi daha da çarpıcı hâle getiriyor. Dizi, psikiyatrist ve yazar Gülseren Budayıcıoğlu’nun aynı adlı romanından ekrana uyarlandı. Yani Kenan’ın yaşadıkları yalnızca senaristlerin kurduğu bir dünyadan ibaret değil; bir yerlerde gerçekten yaşanmış bir hayatın izlerini de taşıyor.

Dizi boyunca Kenan’a çok kızdım. Öyle böyle değil… Handan’a yaptıkları, Fadi’nin duygularını kullanması, kendisini seven herkesi bir süre sonra değersiz görmesi… Her defasında ‘Bu kadar da olmaz’ dedim. Kendinden başka kimseyi düşünmeyen, kaybetme ihtimalini aklından bile geçirmeyen bir adamdı.

Ama finalde işler değişti.

O gösterişli, kendinden emin, girdiği her ortamda bütün gözleri üzerine çeken adam gitti; yerine hayatın ortasında yapayalnız kalmış biri geldi. Her şeyini kaybettiğinde karşımızda artık ‘Kral Kenan’ yoktu. Çocukluğundan beri yanlış şeylere inandırılmış, sevgiyi bile doğru yaşamayı öğrenememiş bir adam vardı.

Belki de bu yüzden ona sadece kızamadım.

Kenan, daha çocukken herkesten üstün olduğuna inandırılmıştı. Ona sevmekten çok hükmetmek, paylaşmaktan çok sahip olmak öğretilmişti. İnsanların sevgisine değil, hayranlığına alışmıştı. Kadınları sevdiğini düşündü belki ama aslında onların gözünde gördüğü güçlü Kenan’ı seviyordu.

Böyle yetiştirilmiş olması onu suçsuz yapar mı? Hayır, yapmaz.

Sonuçta büyüdü. Önüne değişmek için fırsatlar çıktı. Kırdığı insanları gördü, kendisine uzatılan elleri itti. Bir yerden sonra insanın çocukluğunun arkasına saklanmayı bırakıp kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor. Kenan bunu zamanında yapamadı. Belki de asıl hatası buydu.

Yine de finalde içimden ‘İyi oldu, hak etti’ diyemedim.

Çünkü bazı insanların cezasını hayat öyle sessiz veriyor ki izlerken bile canınız acıyor. Kenan’ın kaybettiği yalnızca parası, evi ya da çevresindeki insanlar değildi. Onu ayakta tutan ‘Ben yenilmem’ inancı da yerle bir oldu. İlk kez aynada yalnızca kendisini gördü. Ne yazık ki o aynaya bakmakta çok geç kalmıştı.

Kenan kötü bir adam değildi belki. Sadece içindeki yaralarla ne yapacağını bilmiyor, onları iyileştirmek yerine farkında olmadan başkalarına da taşıyordu. Yaptıkları doğru değildi ama onu izledikçe, kötülükten çok sevgiyi yanlış öğrenmiş bir adam gördüm.

Bildiğim tek şey şu: Dizi boyunca sana çok kızdım Kenan. Ama o son sahnede bütün öfkem sustu. Geriye yalnızca derin bir hüzün kaldı. Kral kaybetti belki ama giderken benim de içimde bir yere dokundu.

Dizi boyunca pek çok kadını ağlattın. Final bölümüyle beni de ağlattın Kenan…
 

Yazarın Diğer Yazıları