Ruh, beden, zihin ve bir de dışarıda ki milyonlarca kendini bilmez insan sürüsü...
Diyorsun ki pozitif olayım, kendi halimde kendi kabuğumda yaşayım, insanları seviyim, nazik olayım vs... sonra sokağa çıkıyorsun, etrafına gülümsemeye başlıyorsun. Sonra o nazik davranmak için gülümsediğin insanlar şaşırıyor, seni anormal bir insan zannederek kaçınma gereksinimi hissediyorlar.
Nezaket gösteriyorsun enayi gibi görüyorlar.
İyi niyetle yaklaşıyorsun ama iyi niyetin suiistimal ediliyor. En sonunda, günün sonunda, kendini uyanık zannedenler tarafından etrafın kuşatılmış ve manipülasyona uğramış halde buluyorsun kendini…
Hani şu klasik 3 maymunumuz vardır ya ‘Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum’ diye tanımladığımız, işte bizim ülkede böyle yaşamak lazım. Bir de kendini çok anlatmaya çalışmamak... Çünkü günün sonunda sen asla kendin olamıyorsun. Sen ancak ve ancak, ne yaparsan yap karşındakinin anladığı ya da gördüğü kadarsın. Bu yüzden karşınızdakilere anlatmak istediğiniz şeyi bir kere söyleyin ve bırakın, gerçekten kalbiniz temizse su akıyor ve yolunu buluyor. Temennim kıymetinizin anlaşıldığı yerlerde olabilmeniz. Bilenleriniz vardır da bilmeyenleriniz için Nasrettin hocanın bir anısını anlatmak isterim.
Kısadan Hissemiz Şöyle;
Hoca, oğlu ile bir köye gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş. Bazı kimseler görüp;
— Hey gidi zamane gençleri, ağzının ilmiyle şu ihtiyar babasını yayan yürütüyor da kendisi rahat rahat eşeğe binip gidiyor, demişler.
Çocuk;
— Bak baba! Sana ısrar etmedim mi? Haydi artık daha ziyade inat etme, şu eşeğe bin, demiş.
Hoca eşeğe binmiş. Biraz gitmişler. Bir kaç kişi tesadüf edip;
— Ayol senin kemiğin kartlaşmış, hem işte geldin işte gidiyorsun. Bu taze fidanı bu kadar zahmete koşup da kavurmak layık mı? derler.
Hoca tutar, çocuğu da arkasına bindirir. Birkaç adım gider gitmez, bir bölük herze-vekile daha tesadüf ederler. Bunlar da bakıp;
— Amma insafsızlık ha! Bir eşekçiğe iki kişi birden biner de uzun yola gider mi? Bakın şu herife, hoca da olacak! derler.
Hoca artık kızıp eşekten kendi de oğlu da inerler. Önlerine katarlar. Çok geçmez bir süre sonra birkaç adama rast gelirler.
— Allah Allah! Bu ne budalalık. Eşek önlerinde bomboş hoplaya sıçraya koşsun da kendileri bu sıcakta toza toprağa bulanarak kan ter içinde yayan yürüsünler. Dünyada ne şaşkın adamlar var!
Dediklerini işitince Hoca oğluna dönerek demiş ki;
— Lakin yahu! Bu halkın dilinden kurtulabilen varsa ona aşkolsun. Ne yaparsan yap, herkesi memnun edemezsin. Sen yalnızca Allah'ı memnun etmeye bak.
İşte hayat bu kadar, herkes konuşur herkes hep bir şeyler der. Bu yüzden en güzeli vicdanınızı dinlemektir. İçiniz rahatsa, yolunuzun sevgiye ve iyi niyete çıkıyor...