Merhaba ‘ Kayseri Anadolu Haber’ gazetesinin değerli okuyucuları. Bu hafta Hukuk Günlüğü köşemizde Hukukun Tanımı ve Unsurları üzerinde duracağım. Şöyleki bugüne kadar hukukun belli bir tanımı üzerinde birleşmek mümkün olmamıştır. Hukukun tanımı, ülkeden ülkeye, zamandan zamana değiştiği gibi her hukukçu kendince bir tanım yapmak ihtiyacını duymuştur. Hukukun genellikle kabul edilen bir tanımını yapmak güç olmakla beraber bütün tanımlarda müşterek olan husus, hukukun toplum düzenini devlet gücüne dayanarak sağlamak amacıyla konulmuş kurallardan teşekkül etmiş olduğudur.
Genel bir tanıma göre Hukuk, toplum düzenini sağlayan kuralların bütünüdür. En eski hukuk derlemelerinden biri olan Roma Hukuku kapsamında yer alan Corpus Juris Civilis (Medeni Hukuk Külliyesi)’e göre ‘Hukuk, adil ve iyi olanı gerçekleştirme sanatıdır’.
Hukukun Temel Kavramları konulu 9. Baskısı olan kitabın yazarı olarak bize göre ise ‘ Hukuk, toplumda düzeni sağlamak amacıyla devlet tarafından konulmuş, maddi müeyyideli ve uyulması zorunlu kuralların bütünüdür’. Buna göre hukukun toplumsal ilişkileri düzenleme, devletin yetkili organlarınca konulması, zorunlu olarak uygulanması ve maddi müeyyideli (yaptırımlı) olması unsurları vardır.
Topluluk halinde yaşamakta olan kişiler arası ilişkileri veya kişiyle toplum arasındaki ilişkileri ya da toplumla toplumlar arası ilişkileri düzenlemek hukuka düşen bir görevdir. Bu ilişkiler ister kişilerin iradesinden ve fiillerinden, isterse toplumsal olaylardan veya tabiat olaylarından kaynaklansın, devlet tarafından düzenlenmeleri halinde artık hukuki işlem özelliği kazanırlar.
Hukuki ilişkilerin düzenlenmesi, toplum adına hareket eden ve egemenlik hakkını kullanan devletin yetkili organlarınca gerçekleştirilir. Devlet adına hareket eden yasama organları, hukuk kurallarını ihtiyaca göre, ya doğrudan doğruya uygun bulduğu düzeyde kendisi oluşturur veya toplumda doğal olarak gelişmiş herhangi bir kuralı benimseyerek onu hukuk kuralı haline getirir. Toplumda oluşan bir kuralın, hukuk kuralı haline gelebilmesi için devlet tarafından benimsenerek maddi müeyyide ile koruma altına alınması gerekir. Bu nedenle her hukuk kuralının yanında bir de mutlaka bir müyyidesi (yaptırımı) bulunmaktadır.
Hukuk kuralları, benzer nitelikteki her olay için hiçbir ayrım yapılmaksızın uygulanır. Toplumda yaşayan herkes, hukuk kurallarına mutlak surette uyulması gerektiği düşünce ve inancını taşımalıdır. Bu nedenlerle, ilgili herkes, yürürlükteki hukuk kurallarına uymak zorundadır. Uymama halinde ise hukuk kuralının müeyyidesi ile karşılaşacağını bilirler. Yani, hukuk kuralına aykırı hareket eden kişiler, mutlaka devlet gücüne dayanan bir müeyyide ile karşılaşacağını bilmeleri gerekir. Hukukun üstünlüğü bu noktada karşımıza çıkar. Hukuk kuralları, onları koyan organlar da dahil, herkesin uymak zorunda olduğu kurallardır. Onun için hiçbir zaman unutulmaması gereken husus, yürürlükte olduğu süre içerisinde hukuk kuralına mutlaka uyulacaktır.
Hukuk kuralını uygulamak için en etkili unsur, müeyyide (yaptırım)dır. Müeyyide, toplum adına devleti temsil eden kişiler ve organlar tarafında uygulanır. Müeyyideyi uygulama yetkisi ve görevi toplum adına devlete verilmiştir. Hukuk kurallarına uyulmaması halinde devleti temsil eden yetkili kişiler ve organlar, uymayan kişilere maddi müeyyide (zorlama) ile kuralı zorla uygular ve uygulatır.