Misafir

Sevinç ve Keder

Misafir

Çerkeslerin, 'Bir gözü gülerken diğer gözü ağlamak' şeklinde ifade edilen sözü, hayatın insana aynı anda hem sevinci hem de hüznü yaşatabileceğini anlatan derin bir hayat tecrübesidir. Bu söz, insanın duygularının tek renkten ibaret olmadığını; bazen en büyük mutlulukların en büyük acılarla yan yana yürüyebildiğini dile getirir.

Bu anlayışın en anlamlı örneklerinden biri, düğün tarihine kısa bir süre kala aile büyüklerinden birinin vefatıyla karşı karşıya kalan ailelerin yaşadığı durumdur. Bir yanda uzun zaman öncesinden hazırlıkları tamamlanmış, gençlerin yeni bir hayata adım atacağı düğün vardır; diğer yanda ise ailenin hafızasında derin izler bırakan bir kaybın hüznü… Böyle zamanlarda alınan kararlar yalnızca bugünü değil, aileye, akrabalığa, toplumsal değerlere ve üstlenilmiş sorumluluklara duyulan saygıyı da yansıtır.

Çerkes kültüründe ne acı sevinci bütünüyle susturur ne de sevinç acıyı unutturur. Her duygu kendi vakarı içinde yaşanır. Yas, kalpteki yerini korurken; hayat da kendi akışı içinde devam eder. Çünkü hayatın yükü, yalnızca hislerle değil, sorumluluklarla da taşınır.

İşte bu nedenle, 'Bir gözüm gülüyorsa, diğer gözüm de ağlıyor' sözü yalnızca bir duygu ifadesi değildir. O, insanın kader karşısındaki olgun duruşunu, yaşanan acıya gösterilen vefayı ve aynı zamanda hayatın devam ettiğini kabul eden hikmetli bir bakışı anlatır. Bu söz, sevincin içinde hüznü unutmamayı, hüznün içinde ise hayatın umutlarını söndürmemeyi öğütler.

Belki de bu yüzden Çerkesler için bu ifade, yalnızca bir atasözü değil; hayatın en zor zamanlarında insanın nasıl davranması gerektiğini anlatan sessiz bir öğüttür. Çünkü gerçek olgunluk, ne acıyı inkâr etmekte ne de sevinci suç saymaktadır. Asıl olgunluk, ikisini de aynı yürekte taşıyabilmek; bir gözü gülerken diğer gözü yaşlı kalabilmektir.

Misafir Yazar: Ahmet Görücü

Yazarın Diğer Yazıları