‘Dayının Küçüğü, Misafirin Çocuğu ve Damadın Büyüğü Yoktur’ Atasözü Üzerine Bir Değerlendirme
Toplumların kültürel hafızası, çoğu zaman atasözlerinde ve özlü sözlerinde saklıdır. Birkaç kelimeyle ifade edilen bu sözler, yüzyılların tecrübesini, ahlak anlayışını ve sosyal düzenini gelecek nesillere taşır. Çerkes toplumunda kullanılan ‘Dayının küçüğü, misafirin çocuğu ve damadın büyüğü yoktur’ sözü de bu nitelikte bir kültürel mirastır.
Bu atasözü, ilk bakışta üç farklı sosyal aktörü konu edinmektedir: dayı, misafirin çocuğu ve damat. Ancak sözün derin anlamı incelendiğinde, bunların her birinin Çerkes xabzesinin temel ilkeleri olan saygı, ölçü, denge ve toplumsal uyumun sembolleri olduğu görülmektedir.
Çerkes toplumunda aile yalnızca kan bağı üzerine kurulu değildir. Aile, aynı zamanda karşılıklı sorumlulukların ve sosyal rollerin oluşturduğu bir yapıdır. Bu yapı içerisinde anne özel bir yere sahiptir. Anneye verilen yüksek değer, onun mensup olduğu aileye de yansımaktadır. Bu nedenle dayı, yalnızca annenin kardeşi değil, anne tarafının temsilcisi olarak kabul edilir. Atasözündeki “dayının küçüğü yoktur” ifadesi, biyolojik yaştan bağımsız olarak bu temsil makamına duyulan saygıyı ifade etmektedir.
Benzer şekilde misafirlik kurumu da Çerkes kültürünün en güçlü sosyal mekanizmalarından biridir. Misafir, ev sahibinin koruması ve himayesi altındadır. Misafire gösterilen hürmet yalnızca onun şahsına değil, ailesine ve çocuklarına da yöneliktir. Bu nedenle ‘misafirin çocuğu yoktur’ ifadesi, yaşa bağlı bir değerlendirmeyi değil, misafirlik hukukunun kapsamını anlatmaktadır. Misafirin çocuğu da misafir kadar dokunulmaz ve saygıya layıktır.
Atasözünün üçüncü bölümü olan ‘damadın büyüğü yoktur’ ifadesi ise Çerkes aile yapısının incelikli sosyal dengesini göstermektedir. Çerkeslerde akraba evliliğinin yaygın olmaması nedeniyle damat çoğunlukla farklı bir aile ve soy çevresinden gelmektedir. Bu nedenle damat, aile içerisinde özel bir konuma sahip olmakla birlikte otorite merkezlerinden biri olarak görülmez. Bu durum bir değersizlik değil, aksine aile içi uyumun korunmasına yönelik bilinçli bir sosyal düzenlemedir.
Xabze, damadı aile içinde baskın bir aktör haline getirmek yerine ona saygın fakat ölçülü bir yer tanımaktadır. Böylece hem damadın itibarı korunmakta hem de aile içi dengeler zarar görmemektedir.
Bu atasözü genel olarak değerlendirildiğinde, Çerkes toplumunda statünün güçten değil ilişkilerden doğduğu anlaşılmaktadır. Anneye duyulan saygı dayıya, misafire duyulan saygı onun çocuğuna, aileler arası nezaket ise damada yansımaktadır.
Modern toplumlarda bireycilik ön plana çıkarken, bu atasözü toplumsal ilişkilerin korunmasını merkeze alan farklı bir anlayış sunmaktadır. Burada önemli olan kişinin kim olduğu değil, hangi değeri temsil ettiğidir.
Bu yönüyle söz konusu atasözü, Çerkes xabzesinin yalnızca bir görgü sistemi değil, aynı zamanda gelişmiş bir sosyal denge ve ilişki yönetimi modeli olduğunu göstermektedir.
Yazan: Ahmet Görücü