İnsan ilişkilerinde bir kişinin neyi dile getirdiği kadar, neyi görmezden geldiği de iletişimin önemli bir parçasıdır. Övgünün eksik, eleştirinin yoğun olduğu ilişkilerde ortaya çıkan dengesizlik, bireylerin birbirini algılama biçimini ve sosyal bağların kalitesini etkiler.
Bir insanın başarısını, emeğini veya çabasını fark etmek, karşısındaki kişiye değer verdiğini gösteren güçlü bir iletişim davranışıdır. Takdir edilen kişi, yaptığı işin görüldüğünü hisseder ve bulunduğu ilişkide daha güçlü bir bağ kurar. Buna karşılık sürekli hata arayan, gelişim alanlarını vurgulayan fakat olumlu katkıları dile getirmekte zorlanan bir yaklaşım, zaman içinde tek taraflı bir değerlendirme biçimi oluşturur.
Psikoloji alanındaki çalışmalar, insanların olumsuz olaylara ve eksikliklere daha hızlı odaklanabildiğini göstermektedir. Bu eğilim, günlük iletişimde eleştirinin daha kolay ortaya çıkmasına yol açabilir.
Övgü, insanın sosyal dünyasında görünür olma ihtiyacına dokunur. Bir kişinin yaptığı katkının fark edilmesi, onun topluluk içindeki yerini güçlendirir. Bu nedenle samimi bir takdir ifadesi, basit bir nezaket göstergesinden daha derin bir anlam taşır. Söylenen birkaç kelime, kişinin kendisine ve çevresiyle kurduğu ilişkiye dair algısını değiştirebilir.
Eleştiri ise iletişimde hassas bir denge gerektirir. Bir davranışı değerlendirmek ile bir kişinin değerini sorgulamak arasında önemli bir fark vardır. Yapıcı bir eleştiri, gelişim için yol gösterirken; sürekli kusur arayan bir dil, kişinin kendisini savunmaya çekilmesine neden olabilir. Burada belirleyici olan, eleştirinin nasıl kurulduğudur.
İroni ve dolaylı iletişim, bu alanda dikkat çekici bir yere sahiptir. İnsanlar bazen düşüncelerini doğrudan ifade etmek yerine mizah, ima veya göndermeler aracılığıyla aktarır. İroni, eleştirinin sertliğini azaltan bir araç haline gelebilir ve konuşanın duygularını daha kontrollü biçimde göstermesine yardımcı olabilir. Fakat aynı ifade farklı bağlamlarda farklı anlamlar oluşturabilir; samimi bir ilişkide eğlenceli görünen bir söz, güç dengesinin farklı olduğu bir ortamda kırıcı bir etki yaratabilir.
Toplumsal ilişkiler içinde bakıldığında, değerlendirme dili insanların birbirleriyle kurduğu konumu da şekillendirir. Bir yöneticinin çalışanına, bir öğretmenin öğrencisine veya bir uzmanın topluma hitap biçimi, aralarındaki ilişkinin niteliğini belirleyen unsurlardan biridir. Sürekli düzeltme yapan ancak takdir etmeyen bir dil, karşı tarafta yetersizlik duygusunu artırabilir. Dengeli bir iletişim ise kişiye hem gelişme alanlarını görme hem de sahip olduğu değerleri fark etme imkânı sunar.
Övgü ve eleştiri, insanın karşısındaki kişiye nasıl yaklaştığını gösteren etik davranış biçimleridir. Bir kişinin sözleri, karşısındaki insanı nasıl gördüğünü açığa çıkarır. Değerlendirme yapan kişi, farkında olarak veya olmayarak bir değer ilişkisi kurar. Bu nedenle iletişim dili, insan onuruna ve karşılıklı saygıya ilişkin önemli ipuçları taşır.
Övgüde cimri, eleştiride bonkör iletişim biçimi, zaman içinde ilişkilerde görünmez bir yorgunluk oluşturabilir.
Övgüde cömert olmak, gerçekleri görmezden gelmek anlamına gelmez. Eleştiri yapmak da ilişkiler için zararlı bir davranış değildir. Mesele, insanın karşısındaki kişiyi eksikleri üzerinden tanımlamamasıdır. Bir insanın hatalarını görmek kadar, çabasını ve gelişimini fark etmek de sağlıklı iletişimin temel parçalarından biridir.
Övgüde cimri, eleştiride bonkör bir dil; bireysel ilişkilerden çalışma hayatına kadar pek çok alanda kendini gösterebilir. İnsanların birbirine yaklaşım biçimi, kullandıkları kelimeler aracılığıyla şekillenir. Bazen bir kişinin ihtiyacı olan şey yeni bir eleştiriden çok, verdiği emeğin fark edildiğini hissettiren samimi bir cümledir. Güçlü iletişim, eksikleri gösterebilen fakat insanın değerini de koruyabilen bir dil kurmayı gerektirir.