Dünyaya gözlerimizi açtığımız, bizi biz yapan asıl kurumlardan birisidir Aile... Hani hep ilk eğitim ailede başlar diye söyleriz hep. Çünkü insanoğlunun hayata dair ilk ve kendisinde derin izler bırakan değerleri burada öğrenir ve öğrendiklerinin birçoğu kişinin ömür boyu yanında olur.
Evrensel bir kurum olarak bilinen aile pek çok toplumda mevcuttur ancak ailenin fonksiyonu, şekli ve öğretisi gibi unsurlar değişmektedir. Mesela, aile kavramı geleneksel ve modern toplumlarda da farklılık göstermektedir. Geleneksel Kızılderili Navajo kabilesi tarihsel olarak anaerkil bir yapıya sahip olmakla beraber eşlerin asla bir arada yaşamadığı onlar için bir kuraldır.
Bir de bizim toplumumuza bakalım. Hoş böyle kelimelere dökerken de tebessüm etmeden yazamıyorum. Gözümde bir anda canlanıyor geniş aileler, torunlar, dayılar hatta birde toplu gidilen piknikler…
Türk toplumunda ataerkil aile yapıları öne çıkmaktadır. Gözümüzde baba faktörünün otoritesi etrafında çevrelenmiş bir aile canlandırsak da bazı araştırmacılar geçmişte güç ve otoritenin kadında olduğu görüşünü savunmuşlardır. Tabi geniş ailenin yanı sıra çekirdek aile türü de vardır. Anaerkil, ataerkil, geniş yada çekirdek aile… Ailenin türü değişse birle hala toplumsal bütünleşmeyi sağlayan en önemli kurumlardan biridir.
Eskiden dayanışma, sabır ve kolektif yaşamın adı olan aile günümüzde daha çok kişisel sınırların, bireysel mutluluğun ve özgürlük arayışının merkezi oldu. Birçok birey, aile kavramının asıl bağlamından koparak daha çok iyi hissetmek üzerinden bir ilişki kurmanın çabasını veriyor.
Aslında bu bireylerde yalnızlaşma hissini tetiklese de dönüşümün bir sinyali olduğunu da göz ardı etmemek gerekir. Modern toplumlarda aile değerlerinin çözüldüğü sıklıkla dile getirilmiş ve ailelerin çöküşünden bahsedilmeye başlanmıştır. Özellikle boşanma sayısında meydana gelen artış ile babanın olmadığı ailelerde erkek çocuklar açısından model almada sorunlar oluştuğu ve bu ailelerin eğitimde başarısızlık, çalışmaya ilgisizlik ve suçun artışı gibi gelişmelere yol açtığı söyleniyor.
Genel olarak baktığınıza yaşanan her olumsuz gelişme karşısında yine de aile kurumunun ortadan kalktığını iddia etmek oldukça güçtür. Aile ölçeğinde büyük bir dönüşüm yaşanmaktadır.
Akraba evliliklerinin azalması, sosyo-ekonomik faktörler gibi unsurlar da yaşanan değişim ve dönüşümü gözler önüne seriyor. Ancak toplumsal değişim sürecine paralel olarak aile kavramı ortadan kalkmıyor yalnıza zamanın değişen şartlarına göre yeniden şekilleniyor.
Toplumun son kalesi olarak nitelendirdiğimiz Aile kavramı, yeniden de şekillense, dönüşüme de uğrasa bu kavramın anlamı asla ama asla yitirilmemeli çünkü toplum ailede başlar. Aile bozulursa toplum da bozulur.