Hilal Tekeoğlu

Gerçekliğin ötesinde algı yarışı

Hilal Tekeoğlu

Dijital çağ ile birlikte hakikatin adeta değersizleşerek neredeyse yok olduğu bir dönemden geçiyoruz. Post-Truth çağı olarak adlandırdığımız bu dönemde gerçeklerin değil de algıların yarıştığı bir sistemin benimsendiğini görüyoruz.

Bilgiye erişimin kolaylaştığı dijital çağda, en büyük sorun, ulaştığımız bilginin gerçek olup olmadığını anlayamamaktır. Ancak günümüzde gerçekler ortaya çıkmakla kalmıyor üretiliyor ve şekillendiriliyor. Son şeklini alan bilgi dezenformasyona da yol açabiliyor.

Hatta bazen de manipüle ediliyor…

Akademik literatürde ‘’Post-Truth’’ yani hakikat ötesi çağ olarak tanımlanan bu dönemi, daha sıradan bir biçimde şu şekilde açıklayabiliriz, ‘’Gerçek önemini kaybetti, insanlar kendi inanmak istediklerine inanıyorlar.’’

Bu durumu ister akademik, ister sıradan biçimde ifade edin… Her iki durumda da gerçeğin yokluk kavramına esir düştüğü sonucuna varıyoruz.

Geçmiş yıllarda bir olayın toplum tarafından onay alması için bilgi ve kanıt önemliydi. Bugün ise bilginin paylaşılmasından öte, söz konusu bilginin güçlü duygular oluşturması, çok konuşulması ve bu sebeple de doğru kabul edilebilmesi ortaya çıkıyor.

Bu noktada sosyal medya algoritmaları süreci hızlandırıyor. Kullanıcıların karşısına inandıkları görüşleri destekleyen türden içerikler çıkıyor. Dolayısıyla insanlar gerçeklerden çok kendi düşüncelerini doğrulayan bilgilerle çevriliyor.

Burada devreye gazetecilik mesleği giriyor. Dijital çağda herkesin bilgi ürettiği ve sosyal medyada gerçek ya da sahte bilgilerin paylaşıldığını görüyoruz. Bilgi üretilse de gerçeği çoğu zaman araştırılmaz, sorgulanmaz. Gazetecilik mesleğinin temel görevi ise haber vermenin ötesinde toplumun doğru bilgiye ulaşmasını sağlamaktır. Bunu tekrar tekrar vurgulamakta fayda var. 

Çünkü algıların yönetildiği bu yeni dünya düzeninde hakikati korumak bir gazeteci için her zamankinden daha büyük bir sorumluluktur.
 

Yazarın Diğer Yazıları