Hilal Tekeoğlu

Teknoloji çağında devlet kapasitesi – Türkiye'nin teknoloji anlayışı

Hilal Tekeoğlu

Son yıllarda dünya gündemi haline gelen teknoloji yarışına ülkelerin adaptasyon sağlayıp sağlayamadığını anlamak için o ülkenin kaç adet uydu fırlattığına, teknolojiye kaç milyar dolarlık yatırım yaptığına ya da kaç tane yapay zeka şirketinin olup olmadığına bakmak yeterli mi?

Bu soruyu birlikte değerlendirelim…

Teknoloji artık sadece daha hızlı üretmek, daha fazla para kazanmak ya da piyasalarda başarı elde etmek anlamına gelmiyor. Burada kritik nokta şu: Teknoloji, devletlerin nasıl istihbarat toplayacağını, vatandaşa nasıl hizmet vereceğini, nasıl yöneteceğini aslında yeniden şekillendiriyor.

Dolayısıyla teknolojinin varlığından ziyade ne kadar kapasitesi olduğu sorusu daha da önem kazanıyor. Çünkü yazılımı satın almak başka, yerli üretimle devlet kapasitesinin bir parçası haline getirmek çok başka…

İstihbarat, savunma ve güvenlik alanlarında da aynı durum geçerli. Mesela istihbarat kavramı da teknoloji ile yeniden şekilleniyor. Sahadaki insan kaynaklarının yanı sıra yapay zeka destekli analizler ya da uydu görüntüleri de istihbaratın önemli bir parçası haline geldi.

Burada Teknorealizm kavramına da değinmek istiyorum. Bu yaklaşıma göre, yapay zeka, devletlerin coğrafi rekabette ayakta kalması noktasında öne çıkan, stratejik ve merkezi bir araç olarak konumlandırılıyor.

Peki bu anlayış Türkiye için nasıl değerlendirilebilir?

Türkiye, dünya genelinde yaşanan teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor. Kendi teknolojisini üretme çabasında olan ülkemizde, manevi ve ahlaki değerler ile teknoloji arasında denge kurulmaya çalışıldığını gözlemleyebiliyoruz.

Örneğin, yerli ve milli üretim yapay zekaya Bilge adı verildi. Geleneksel bilgelik anlayışı ve Türk tarihinden ilham alınan bu isim gelecekle buluştu.

Türkiye’nin elektrikli otomobil markası TOGG araçlarının renklerine Türkiye’nin güzelliklerinden isim verildi. Zeytin ağaçlarının gölgesinden Gemlik, Anadolu topraklarında tutkuyu yansıtan kırmızı Anadolu, Peri bacalarından gelen renk Kapadokya, Ege’nin doğasını yansıtan Urla

Yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu İMECE

Verdiğimiz örnekler pek tabii çeşitlendirilebilir ancak kısa ve öz olarak teknolojiye, teknoloji kullanımına ve kapasitesine Türkiye özelinde bakacak olursak, dünya genelinde sunulan evrensel standartlara farklı bir bakış açısı geliştirildiğini görüyoruz. Gelecekten, teknolojiden mahrum kalmadan, teknolojinin, ahlaki, toplumsal ve kültürel geleneklerle harmanlanarak temsil edildiğini söylemek mümkün.

Yazarın Diğer Yazıları