Hilal Tekeoğlu

Devletlerin yeni gündem maddesi: Stratejik özerklik

Hilal Tekeoğlu

ABD/İsrail-İran Savaşlarının ardından stratejik özerklik fikri hem bölgedeki devletler hem de diğer ülkeler üzerinde gündem maddesi haline geldiğini söylemek mümkün. Türk medyasında sıkça duyduğumuz yerli ve milli üretim anlayışı diğer devletler üzerinde de bir sorumluluk haline geldi.

Öyle ki,

Yapay zeka, mühimmat üretimi ya da haberleşme gibi alanlarda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen devletler arasında ‘’yerli ve milli’’ anlayışın en temel rekabet alanlarından biri olarak öne çıktığını söyleyebiliriz. 

***

Gelişen ve değişen dünya düzeninde savaşların da dönüşüme uğradığını gözlemleyebiliyoruz. Cephe savaşları olarak tabir ettiğimiz konvansiyonel savaşlardan teknoloji odaklı savaşlara geçildiğini söyleyebiliriz.

Bu anlamda ortaya çıkan ‘’siber güvenlik’’ açığı nedeniyle ülkelerin enerji altyapısı ya da ekonomik sistemleri de siber saldırıya uğrayabiliyor. İHA ve dron gibi teknolojik silahlar aracılığıyla binlerce kilometre ötedeki nokta hedeflerini vurulabiliyor. 

Söz konusu saldırılarda savunma da kritik bir önem taşıyor. Ülkeler çelik kubbe gibi savunma sistemlerini geliştirerek bu saldırıları önleyebiliyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde Kuveyt ordusu İran saldırısında 13 balistik füze ve 17 İHA etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı.

***  

Peki devletler neden stratejik özerklik fikrini kendi gündemlerine aldı?

Çünkü artık ABD merkezli güvenlik mekanizmasının şartlara göre ya da siyasi hesaplara bağlı olarak destek vermesi körfez ülkelerinin yanı sıra Avrupa ülkelerinin de dışa bağımlılığı azaltma arayışını güçlendirdi. 

Meseleye Türkiye açısından baktığımızda füze ve hava savunması, stratejik altyapı, güvenlik, mühimmat sürdürülebilirliği gibi özellikle yeni nesil bir savunma alanında yaklaşım gerekliliği ortaya çıktı. Türkiye için yerli ve milli anlayışı ile yapılan birçok yatırım ABD/İsrail-İran savaşından sonra olmadı. Ancak bu süreç pek çok devlet için stratejik özerklik fikrinin fitilini ateşledi.

***

World Defence Show 2026,  SAHA 2026, DIMDEX 2026gibi düzenlenen fuarlarda ülkeler kendi ürettikleri ürünleri tanıttı. WDS 2026’da 89 ülke, Saha 2026’da 120’den fazla ülke katıldı. Tabi bu ülkelerin hepsinin yerli üretimlerle fuara katıldığını söylemek doğru olmaz.

Ancak pek çok ülkenin yerli üretim için harekete geçtiğini söylemek mümkün  Mesela diğer ülkeler ve Türkiye’nin askeri alanda geliştirdiği yerli üretimlerden birkaçına bakarak bahsettiğimiz konuyu daha somut hale getirebiliriz.

BAE

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli teknoloji ve savunma grubu EDGE Group, Türkiye'nin savunma ve havacılık sanayisinin en büyük buluşmalarından biri olarak nitelendirilen SAHA 2026 Uluslararası Savunma Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda 250 kilometre menzile sahip Kamikaze İHA Shadow 25’i tanıttı.

UMMAN

Yerli üretim olan Sahm insansız hava aracını hizmete alan Umman, ilk test uçuşunun başarıyla tamamlandığını duyurdu. 

SUUDİ ARABİSTAN

Suudi Arabistan, HEET yerli araç programının başlatıldığını açıkladı.

ABD

ABD ocak ayında yeni nesil M1E3 Abrams tankının prototipini tanıttı.

İTALYA

İtalya ana savunma şirketi Leonardo tarafından HYSTRIX hava savunma sistemi şubat ayında tanıtıldı.

*** 

TÜRKİYE

Çeşitli risklerin etkisi altında yer alan Türkiye ise stratejik fırsatları da bünyesinde bulunduran kritik bir konuma sahip. Yüzyıllar boyunca bu topraklara kök salmış ülkemizin çevresinde yaşanan gelişmeler doğrultusunda stratejik derinliğini artırmasının zorunlu hale geldiği gözlemlenirken ABD/İsrail-İran savaşlarından önce de yapılan yerli ve milli çalışmaların meyve verdiğini düzenlenen fuarlarda tanıtılan ürünlerle ve sahada görmekteyiz.

Son dönemde savunma sanayi alanında atağa geçen Türkiye’de Çelik Kubbe, TGC Anadolu, Kaan, Tayfun, Yıldırımhan, Altay gibi yerli ve milli anlayışıyla geliştirilen çok sayıda ürünü sıralayabiliriz. 

Son olarak bahse konu bu tablo stratejik özerklik fikrinin teorik bir dış politika yaklaşımından ziyade devletlerin askeri kapasitesini geliştirebilme, dayanıklılığı artırma ve kendi kendine yetebilme meselesi haline geldiğini ortaya koyuyor. Ancak devletlerin ne tür imkanlar ve şartlar altında ne kadar yerli ürün üretimi yapabildiği ayrı bir tartışma konusudur.

Ülkemizin savunma, havacılık ve uzay sanayi, yapay zeka, bilişim teknolojileri gibi her alanda yolu bahtı açık olsun…

Yazarın Diğer Yazıları