Eski dönemlerde bilgiye ulaşmak çok zordu. Öyle ki insanlar kütüphane yollarında mekik dokur, koca koca ansiklopedilerde yazan bilgiler için sayfaları karıştırır, uzman kişilerin görüş ve değerlendirmelerine ulaşabilmek için uzun uzun araştırmalar yapardı.
Bugün ise dakikalar içinde bulunduğumuz yerden binlerce kilometre ötesinde yer alan bilgiye ulaşabiliyoruz. Mobil telefonlar, yapay zeka uygulamaları ile birlikte akılda kalan bir soru anında yanıt bulabiliyor.
Peki bu kadar bilgiye kısa zamanda sahip olmak, her araştırılan konunun bir cevabının olması insanları daha bilge hale mi getiriyor?
Bu konu üzerinde biraz konuşalım….
Gelişen ve değişen dünyada hızla ilerleyen teknoloji hayat kolaylaştırma boyutunda da önemli bir yol kat ediyor. Yapay zeka analiz yapıyor, yorumda bulunuyor, metinler hazırlayabiliyor öyle ki bazen de insanların uzun süre üzerinde düşündüğü yada uğraştığı bir işi anlık olarak tamamlayabiliyor.
Teknolojinin bu denli hızla ilerlemesi, bireylerin düşünme sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını hatırlamakta fayda var. Çünkü ''bilgi'' ile ''bilge'' olmak aynı anlama gelmiyor. Yapay zeka sadece istenilen cevapları verebilir.
Daha çok düşünmek, daha çok okumak ve daha çok dinleyerek farklı görüşlerden yeni bir perspektif oluşturabilmek… Yapay zeka hayatın bu kadar parçası olmuşken gelecek dünyada fark oluşturan insanlar sadece bilgiyi anlamlandırabilecek olanlar olacak.
Yapay zeka çağında yaşan insanlar bir noktada şanslı olabilir. Ancak düşünme sorumluluğunu almamak ve yapay zeka bilgisine teslim olmamak gerekiyor. Amaçların yerine araçların önde tutulduğu dünyada bireyi merkeze koyma anlayışı ile hareket edilirse teknoloji insanlar için bu bilinçle kaçınılmaz bir fırsata dönüşecektir.
Yoksa, bilgiye tüm zamanlardan daha yakın olunan bu zamanda insanlar bilgelikten hiç olmadığı kadar uzak kalma riskiyle karşılaşabilir.