Küresel dünyada kaos ortamı varken, iş stresi, ekonomi, belirsizlikler gibi insan üzerinde yer edinen düşünceler varken neden bireylerin eli bir tuşta hep eski dizilere gidiyor?
Pek çok kişi eski dizileri izlemekten daha çok keyif alıyor. Ya da bir film izlemek için eli seçeneklere gidiyorsa eski ya da daha önceden izlediği filmlere gidiyor. İnsanlar yeni bir hikayede yaşanan sürprizlere değil de sonunu bildiği bir hikayenin güvenine ihtiyaç duyuyor.
Uzmanlara göre, hızlı değişim, sürekli akan bilgi ve ekonomik kaygılar gibi nedenlerden dolayı sürekli belirsizlik hissi yaşayan insanların beyni bu durumu bir tehdit olarak algılıyor. Bilişsel yükü azaltmak noktasında da eski diziler çok iyi bir alternatif oluyor.
Çünkü, yeni dizi ya da film izlemek demek, yeni hikayeler, yeni karakterler ve yeni isimler anlamına geliyor. Ancak bilinen eski bir dizi ile zihni baş başa bırakmak zihinde bir dinlenme süreci olarak kodlanıyor.
Psikolog Tuğba İnce ise eski bir dizinin jenerik müziğini duymak ya da yıllar önce izlenen bir sahneyi yeniden görmek, izleyicinin yalnızca bir hikayeye değil, o dönemdeki hayatına da götürdüğünü ifade ediyor. Bu durum izlediği diziyi yeniden izleyen bir bireyin aslında izlediği o dönemle arasında yeni bir köprü kurduğunu gözler önüne seriyor.
Peki bu bir kaçış mı yoksa bir ihtiyaç mı?
Bence bu modern dünyada yaşanan enformasyon akışında bireyler için duygusal bir mola niteliği taşıyor. Yani bu bir kaçış değil aslında bir ihtiyaç. Hızla akıp giden modern dünyada büyük bir trafik yaşanırken bireyler eskiden bildiği o sahnelerde dinlenmeye ihtiyaç duyuyor, zihnini kavuğa çekiyor.