Hasan Özgülbay

Kayseri'de Tarihi Ayağa Kaldıran İrade: Taşlara atılan imza!

Hasan Özgülbay

Kayseri’nin merkezinde yer alan tarihi yapılar, şehirde en dikkat çeken unsurların başında gelir. Kayseri’ye ilk kez gelen biri şehir merkezinde biraz yürüdüğünde çok sayıda tarihi yapının fotoğrafını çekebilir. Özellikle yakın tarihin en eski yerleşim merkezlerinden olan Tacettin Veli, Gülük, Çifteönü ve bu alanlara yakın bölgeler, yıllarca Kayserililerin ikamet ettiği başlıca mahalleler arasında yer almıştır. Bu bölgelerde dar sokaklar, damdan dama geçilen evler ve camileri merkeze alan bir yapılaşma görülür. Hal böyle olunca günümüzde bu mahallelerde birbirine çok yakın konumda onlarca cami ortaya çıkmıştır. Bu camilerin bazıları zamanla yıkılmış, bazıları ise tarihe karışmıştır; ancak birçoğu hâlâ varlığını ve cemaatini korumaktadır.

Kayseri’de bahsedilecek çok cami var; ancak ben bugün tarihi Çifteönü ve Gülük’te yer alan camilere dikkat çekmek istiyorum. Son yapılan mülki sınır değişikliği ile Gülük Mahallesi’nin sınırları epey genişletildi. Küçükmustafa, Çifteönü ve Çorakçılar mahalleleri de Gülük Mahallesi olarak kayıtlara geçirildi. Bu daha kapsayıcı bir adım olarak değerlendirilebilir. Zamanında onlarca müstakil ve bitişik evin yer aldığı mahalle, bugün yüksek katlı apartmanları ve bu apartmanların arasında miras sorunları nedeniyle boş kalan çok sayıda arsasıyla dikkat çekiyor. Şehir merkezinde bu kadar çok boş arsayı görmek pek mümkün değil. Ancak asıl dikkat çeken unsur, bu civarda yer alan camiler. Gerçekten de birbirinden farklı isimlere sahip, mimarileri az çok benzeyen çok sayıda cami ve mescidi görmek mümkün.

Araştırmalarım beni yanıltmıyorsa, bugünkü sınırlarıyla bu mahallede toplam 17 cami bulunuyor. Bunlar: Abdullah Şeyh Keklikoğlu Camii, Ali Hoca Camii, Bozatlıpaşa Narlı Camii, Çifteönü Camii, Çukurlu Camii, Göğebakan Camii, Gülük Camii, Kara İmam Camii, Karakürkçü Camii, Gubaroğlu Camii (namı diğer Yumurtalı), Küçükmustafa Camii, Lale Camii, Müftü Camii, Salıbahçe Camii, Siviş Camii, Tasmakıran Camii ve Tepecik Camii. Kayseri’nin son 50 yılda geçirdiği imar değişiklikleri göz önüne alındığında, bir zamanlar yüzlerce evin arasında bitişik düzende bulunan bu camilerin bugün ortaya çıkması ve hâlâ ayakta kalması gerçekten büyük bir nimet. Günümüzde bu şekilde birbirine yakın cami veya mescit inşa etmek mümkün değil. Bu tablo adeta zamanın bize bıraktığı bir miras niteliğinde.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz yıl ortalarında Tasmakıran Camii’ne ilişkin restorasyon ihalesini gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Uzun yıllar boyunca müminlere hizmet etmiş, geçmişi itibarıyla çok kıymetli bir yapıdan söz ediyoruz. İhale sonuçlandı ve çalışmalar başladı. Yıllarca o mahallede yaşamış, caminin eski hâlini ve ibadete açık olduğu dönemleri bilen biri olarak süreci dikkatle takip ettim. Gerçekten de son derece titiz bir çalışma yürütüldü. Tüm taşlar tek tek söküldü, bir köşede muhafaza edildi çatı için özel ağaç gövdeleri getirildi. Sonunda da oldukça kısa bir sürede cami yeniden ibadete açıldı. Üstelik Ramazan ayının ilk teravih namazıyla açılması ayrı bir anlam kattı. Büyükşehir Belediyesi burada gerçekten önemli bir işe imza attı. Kayseri’de elbette gelir getirici başka tarihi yapılar da var ve öncelik onlara verilebilirdi. Bu nedenle bu tercih ayrıca takdire şayan. Bu süreçte Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün hakkını da teslim etmek gerekir. 16. yüzyıldan kalma bir yapıyı aslına uygun biçimde ayağa kaldıracak projeyi hazırlamak son derece önemli bir aşamadır. Edindiğim bilgilere göre kurum bu konuda son derece titiz bir çalışma yürütmüş.

Kayseri'de Tarihi Ayağa Kaldıran İrade: Taşlara atılan imza!

Bu bölgede yapılan ilk restorasyon Tasmakıran Camii değildi. Daha önce Melikgazi Belediyesi de burada yer alan camileri adeta ilmek ilmek işledi. Geçmişini iyi bildiğim Bozatlıpaşa Narlı Mescidi bunlardan biridir. Çocukluk yıllarımda bu mescidin etrafında büyüyen çalılar ve ağaçlar yapıyı neredeyse görünmez hâle getirmişti. İçerisinde kamu güvenliğini tehlikeye düşürebilecek olaylar yaşanıyor, etrafına çekilen teller bile yeterli olmuyordu. Ancak Melikgazi Belediyesi 2018 yılında kısa sürede burayı ihya etti. Öte yandan yine Memduh Büyükkılıç’ın Melikgazi Belediye Başkanı olduğu dönemde restore edilen Bozatlıpaşa Camii, yıllarca sobalı ısıtma sistemiyle kullanılan, abdesthane ve lavabo imkânları yetersiz bir camiydi. Uzun süre burada imamlık yapan Mustafa Hocama da ayrıca selam göndermek isterim.

Bozatlıpaşa Camii’nin hemen yanında yer alan Siviş Camii de Melikgazi Belediyesi tarafından onarıldı. Siviş Camii’nin karşısındaki Abdullah Şeyh Keklikoğlu Camii yine aynı şekilde restore edildi. Biraz ilerisindeki Çifteönü Camii ise yakın tarihe kadar ayakta durmakta zorlanan eserler arasında yer alırken bugün restorasyon sayesinde şehrin önemli camileri arasında anılıyor.

Lafı çok uzatmadan… Hatırlayanlar bilir; Kayseri’de bir zamanlar ‘’Pazar, Pazarı'' vardı. Necip Fazıl Bulvarı’nın Osman Kavuncu Bulvarı ile eski emniyet binası önünden başlayıp çift taraflı olarak Şehit Miralay Nazım Bey Bulvarı’na kadar uzanırdı. Kayseri’nin dört bir yanından insanlar alışveriş için bu pazara gelirdi. Daha sonra kent trafiğini olumsuz etkilediği gerekçesiyle kaldırıldı. İşte o dönemlerde yoğun kullanılan, ancak sonrasında bakımsızlığa terk edilen Gubaroğlu Mescidi de Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün projelendirmesi ve Belediye Başkanı Büyükkılıç’ın gayretleriyle yenilendi. ‘’Yumurtalı'' olarak da bilinen caminin arka cephesindeki cam altında yumurta motifleri bulunur. Gerçekten çok önemli bir eserdir. Çocukluğumda birçok kez damına çıktığımı hatırlıyorum.

Kocasinan’da Ahmet Çolakbayrakdar döneminde, Melikgazi’de Mustafa Palancıoğlu döneminde, Talas’ta Mustafa Yalçın’ın belediye başkanlığı dönemlerinde restore edilen eserlerin önemini saymakla bitirmek mümkün değil. Bundan 70 yıl sonra bu yapılar hâlâ ayakta olduğunda insanlar şöyle diyecek: ‘’Bu eserler, yıllar önce yapılan restorasyonlar sayesinde günümüze ulaştı.'' Bu söz klişe gibi dursa da bundan 70 yıl sonra çok daha yaşlı hale gelecek bu yapılar için insanlar ‘’Bu yapılar biraz tadilat görseydi ve ihmal edilmeseydi günümüze ulaşan önemli tarihi yapılarımız arasında yer alabilirdi'' da diyebilir.  Aslında her tarihi yapının onarımı, geçmişten geleceğe kurulan bir köprüdür. Daha çok eserimizin korunarak hayata kazandırıldığını görmek dileğiyle, esen kalın.

Yazarın Diğer Yazıları