Özellikle pandemi sonrasında sinema sektörü çok zor zamanlar geçirdi. Bu süreçte çok sayıda sinema salonu kapandı, birçoğu ise ödeyemeyeceği kadar büyük borçların altına girdi. Ulusal ölçekte faaliyet gösteren şirketlere ait salonlar da süreci kimi zaman küçülerek, kimi zaman şubelerini kapatarak atlatmaya çalıştı. Yaklaşık altı yıl önce yaşanan bu süreç, maalesef büyük bir heyecanın yitirilmesine ve sinemaya duyulan iştahın geri döndürülmesi güç bir şekilde azalmasına neden oldu. Şöyle düşünelim pandemi öncesinde insanların sinema salonlarına giderek film izleme isteği ve bunun için ayırdığı zaman vardı. Bugün ise aynı alışkanlığın büyük ölçüde zayıfladığını görüyoruz.
Fakat….
Fakat son zamanlarda sosyal medyanın da çok büyük etkisiyle dikkatimi çeken bir durum var. Bir film, öncelikle sosyal medyada ciddi anlamda övgü yağmuruna tutuluyor. Bu durum elbette anlaşılır ve gayet doğal. Ardından, normal şartlarda çok sayıda boş koltukla seans yapan salonlar bir anda dolup taşıyor. Ancak bu ilgi saman alevi gibi kısa sürüyor. Film vizyondan kalktıktan ya da dijital platformlarda yayınlanmaya başladıktan sonra bu heyecan bir anda kayboluyor. Diğer filmlere ise ya hiç şans verilmiyor ya da çok sınırlı bir ilgi gösteriliyor. Bütün bunlar, izleme alışkanlıklarının ne derece değiştiğini açıkça ortaya koyuyor. Artık insanlar sinemaya gitmekten çok, sosyal medyanın oluşturduğu gündemin peşinden gidiyor. Gerçekten de bu değişimin çok detaylı şekilde incelenmesi ve doğru analiz edilmesi gerekiyor.
Peki, ne yapılmalı?
Örneğin Kayseri'de, bazıları ulusal zincirlere ait, bazıları ise yerel işletmeler tarafından işletilen çok sayıda sinema salonu bulunuyor. Salonların büyük bölümü kampanyalar ve uygun fiyat politikalarıyla izleyiciyi kendine çekmeye çalışıyor. Ancak bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışmaya açık. Kanaatimce sinema salonları için yeni bir modelin hayata geçirilmesi gerekiyor. Onlarca boş koltukla geçen seansların önüne geçilebilecek, hem işletmeleri hem de seyirciyi kazanacak yeni çözümler üretilmeli. Sinema kültürünü yaşatacak desteklerin artarak devam etmesi, mevcut desteklerin ise daha da iyileştirilmesi büyük önem taşıyor. Çünkü sinema sadece bir sektör değil; aynı zamanda ortak bir kültürün, paylaşılmış anıların ve toplumsal hafızanın önemli parçalarından biridir. Bu kültürü yaşatabilmek için hem sektörün hem de izleyicinin yeniden kazanılması gerekiyor. Esen kalın.