Hasan Özgülbay

Herkesin dilinde aynı sorunlar: Parasıyla rezil olmak!

Hasan Özgülbay

Son zamanlarda bir husus dikkatimden kaçmıyor. Evinde tadilat olan veya arabasının bakım-onarım işlemleriyle uğraşan herkesin dilinde aynı sözler var. Herkes yeterli miktarda para verip ucuza kaçmamasına rağmen, piyasada nam yapmış firmalar da dâhil olmak üzere kaliteli hizmet alamamaktan şikâyetçi. 

Sorun var çözüm yok! 

Kimisi dolap almış, kapakta oluşan bir sorun için defalarca servis çağırmış ancak hâlâ sorununu çözememiş. Kimisi fayans yaptırmış, fayanslar tutmamış. Kimisi aracındaki bilinmeyen bir arıza nedeniyle günlerce arabasız kalmış. Yani günün sonunda herkes bir şekilde sorunlarla baş başa kalmış. Örneğin; çok yakın bir arkadaşımın son zamanlarda yaşadığı olayları görünce bunu daha iyi anladım. Siparişten yaklaşık 30 gün sonra gelen bir gardolabın kapağının ayarını yaptırabilmek için tam 3 kez servis çağırdı. Üstelik sorun çözülmedi ve yeni kapak siparişi için yine beklemesi gerektiği söylendi. Diğer eşyalardaki muhtelif sorunlar ise cabası.... 

Peki bunun temel nedeni nedir? 

Elbette piyasanın altında şekillenen fiyatlara iş yaptırıp bundan kaliteli bir sonuç beklemek mümkün değil. Özellikle ince işçilik gerektiren işlerde bu husus daha da önem kazanıyor. Lakin böyle bir durumda yok...  Ancak insanın aklına şu soru geliyor Tüketicinin elinden gelen yalnızca güvenmek mi? Şöyle bir düşündüğümüzde, tanıdıkla iş yapmak çoğu zaman daha güvenli bir yöntem gibi geliyor. Özellikle ustalık ve malzeme satın almayı gerektiren büyük ölçekli işlerde tanıdık birinin referansı önemli bir güven unsuru olabiliyor. Ancak şunu da unutmamak lazım; her tanıdık da aynı başarıyı göstermiyor. Hatta bazen tanıdıkla iş yapmak, ortaya çıkan sorunlar nedeniyle işi daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirebiliyor. 

Peki ne yapılmalı? 

Elbette 'tamamı böyle' veya ‘bütün ustalar böyle’ diyerek bir zan oluşturmuyorum. Bunun çok büyük bir haksızlık olacağının farkındayım. Yaptığı işle herkesi hayran bırakan, işçiliğiyle adeta yıllara meydan okuyan çok sayıda ustamız var. İşini hakkıyla yapan, müşterisinin memnuniyetini kendi kazancı kadar önemseyen bu insanları elbette ayrı bir çerçevede değerlendirmek gerekir.  Lakin bazıları ise tabiri caizse 40 fırın ekmek yemeli. 

Asıl mesele de burada başlıyor. 

Bir insan evinde tadilat yaptırırken yalnızca parasını harcamıyor. Zamanını, emeğini ve sabrını da ortaya koyuyor. Bir işin yanlış yapılması yalnızca maddi bir kayıp anlamına gelmiyor. Ardından yeniden usta aramak, yeniden malzeme almak, bozulanı söktürmek, tekrar yaptırmak ve bütün bunlarla uğraşmak başlı başına bir yük hâline geliyor.  Üstelik bugün bir iş için ödenen para azımsanacak bir miktar da değil. İnsanlar çoğu zaman aylarca biriktirdiği parayı evinin tadilatına, aracının bakımına veya ihtiyaç duyduğu başka bir hizmete harcıyor. 

Dolayısıyla ortaya çıkan işin de ödenen paranın karşılığını vermesini beklemek en doğal hak. Velhasıl, herkes usta olabilir ama herkes iyi usta olamaz. İyi usta, yaptığı işin arkasında durandır. Hatasını kabul edendir. Müşterisini iş bittikten sonra da muhatap alandır. Ve en önemlisi, ‘Ben paramı aldım, gerisi beni ilgilendirmez’ demeyendir. İnsanların parasıyla rezil olmayacağı bir piyasa düzeni için belki de en fazla ihtiyacımız olan şey, biraz daha fazla denetimden önce biraz daha fazla iş ahlakıdır. Çünkü yapılan işin kalitesi, kullanılan malzemenin kalitesi kadar önemlidir.

Yazarın Diğer Yazıları