Ecem Yaman

Minareyi çalan kılıfını hazırlar

Ecem Yaman

Bir ülkede gençlerin en büyük hayali, iyi bir eğitim alıp hak ettiği işe girebilmektir. Çünkü çocukluğundan itibaren ona verilen söz budur. Çalışırsan kazanırsın, emek verirsen karşılığını alırsın, kendini geliştirirsen bir gün istediğin mesleğe sahip olursun.
Şimdi ne mi oluyor?

Bir üniversite rektörü, üniversitede akrabalarının görev almasına yönelik eleştirilere cevap verirken bunu inancı gereği yaptığını söyledi. Üstelik kendisini eleştirenleri fitneci olmakla suçladı ve Cuma namazına gitmediklerini öne sürerek akrabaya yardım etmenin inancın gereği olduğunu bilmediklerini ifade etti.

Kamuya ait bir makam veya kadro söz konusu olduğunda, aslolan o işin ehline verilmesidir. İnancımız ve geleneklerimiz, akrabaya şahsi imkanlarla ve kendi bütçemizle yardım etmeyi teşvik eder, devletin imkanlarını kişisel bir yardımlaşma aracına dönüştürmeyi değil.

Bir önceki köşe yazımda, Gençler gerçekten iş mi beğenmiyor, yoksa torpilleri mi yok? sorusunu sormuştum. Yaşanan bu son gelişme, ne yazık ki bu sorunun cevabını daha da netleştirdi. Meğer pırıl pırıl üniversite mezunu gençlerin istihdam edilmekte zorlanmasının sebebi iddia edildiği gibi iş seçmeleri değil arkalarında kendilerine alan açacak makam sahibi bir yakınlarının bulunmamasıymış. Gece gündüz dirsek çürütüp eğitimiyle bir yere gelmeye çalışan gençlerin tek eksiği, kamusal imkanları kendilerine yönlendirecek tanıdıklarının olmamasıdır.

Ne yazık… Yapılan yanlışlara veya haksız kayırmacılığa kabul edilebilir gerekçeler üreterek meşruiyet kazandırmaya çalışmak çok eski bir alışkanlıktır. Zaten atalarımız zamanında demiş minareyi çalan kılıfını hazırlar.

Yazarın Diğer Yazıları