Ecem Yaman

Kimlikleriniz çürüyor fark etmediniz mi?

Ecem Yaman

Dünya, üzerinde nefes aldığımız her bir köşesiyle, belirli bir nizam ve intizam üzerine kuruludur. Bu nizamı sağlayan en temel unsur ise mekânlar olduğunu düşünüyorum. Mekânlara atfedilen rollerin netliğidir.

Ancak günümüzde üzülerek görüyorum ki bu keskin sınırlar flulaşmış, roller birbirine girmiş ve ortaya ciddi bir toplumsal kaos çıkmış. Her yerin her kurumun kendine has bir ağırlığı ve uyması gereken kurallar silsilesi varken bu kuralları yok saymak bizi kimliksiz yapmış.

Benim buarada mekân dediğim şey sadece dört duvardan ibaret değil. O duvarların temsil ettiği bir anlam vardır. Bir caminin maneviyatı, bir okulun ilmi disiplini, evin mahremiyeti ve iş yerinin profesyonelliği birbirinden tamamen farklı dinamiklere dayanır.

Siz camideki eylemlerinizi lokantaya taşıyamaz, iş yerindeki rasyonelliğinizi evdeki sıcaklığın önüne geçiremezsiniz. Eğer bu mekanlar arasındaki farkı gözetmezseniz her biri kendi değerini kaybeder.

Örneğin eğitim kurumlarını ele alalım. Okulun temel gayesi bilimdir, araştırmadır ve öğrencisine farklı evrensel bakış açısı sunmaktır. Eğer bir okulda dini ritüelleri veya tenefüs aralarında ilahi çalarsanız böyle şeyleri eğitimin önüne geçirirseniz o kurumun akademik kimliğini zedelemiş olursunuz. Bu durum okula zarar vermez dinin o kutsal ve özel alanını da sıradanlaştırır. Din, siyasete veya kurumsal kimliklere alet edildiği an o samimi ve manevi havasını yitirerek bir araç haline gelir. 

Aynı durum biz bir aileyiz sözüyle yola çıkan iş yerlerinde de kendisini göstermektedir. İş yeri bir aile değildir. Profesyonel bir çalışma alanıdır. Siz iş arkadaşınıza evdeki kardeşinize davrandığınız gibi samimiyetin sınırlarını zorlayarak davranamazsınız. Bu aile adı altında profesyonel sınırların aşılması, tacizlerden haddini aşan diyaloglara kadar pek çok sorunu beraberinde getirir. Herkes yerini ve haddini bilmek zorundadır. 

Bu bozulmalar maalesef insanların kimliklerine de işledi. 

Bize bahşedilen fıtrat ve hormonel dengeler, kadın ve erkeğin rollerini belirlemiştir. Bu rollerin dışına çıkma çabası veya bu sınırların zorlanması bugün karşılaştığımız kimlik karmaşalarının ve artan trans birey sayılarını buna örnek gösterebiliriz. Doğal olanın yerine yapay olanı koymaya çalıştıkça dengeler daha fazla sarsılıyor.

Bugün her köşede dinle ilgili bir söylemle karşılaşıyor olmamıza rağmen ahlaki bir çöküşün yaşanması da bu rollerin karıştığının bir kanıtıdır. Müslümanım deyip beş vakit namaz kılan birinin dilinden dedikodu düşmüyorsa o kişi dinin mekanını ve ruhunu kendi hayatına doğru entegre edememiş demektir. Dini her yere yaymak değil dinin ahlakını insanların kendi içinde olması gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları