İletişim okuyan öğrencilerin hep hayalidir bir kariyer yapmak.
Her iletişim okuyanın yapabileceği bir şey olduğunu düşünmüyorum. İletişim fakültesi öğrencileri tarafından da çok sorgulanan araştırılan bir konu…
Nasıl daha iyi kariyer yapabiliriz? Bu alanda nasıl yükselebiliriz?
Bana göre, bunun yolu en başta çok okumak, merak edip araştırmak ve her konuda bilgi sahibi olmaktan geçiyor.
Bölümü okurken, sadece okulu bitirip mezun olmak değil, bu süreçte kendinize ne kattığınız önemlidir.
Akademik kariyer düşünenler için kuramsal dersler, sektörde çalışmak isteyenler için de pratik dersler ön planda oluyor.
Akademik kariyer yapın veya yapmayın, mezun olduğunuz bölümün sektöründe mutlaka iş deneyimin olması gerektiğini savunuyorum. Ben gazetecilik okuduğum için buradan örnek vermek istiyorum.
Bölümle alakalı ne kadar bilgili olursanız olun, mesleğin kalbinin attığı yer, yani sektörün içinde çalışmanızı öneririm.
Aslında o zaman başlıyor her şey, okuduğumuz bölümün mantığını anlıyorsunuz.
Eğer ki işinizi severek yapıyorsanız, işte ben yaşıyorum diyorsunuz. Öğrendiğiniz kuramsal bilgiler ile tecrübeyi harmanlayınca ortaya çıkana bazen siz bile inanamazsınız.
İletişim fakültesi denince akla gelen 3 şehir var; İstanbul, İzmir, Ankara olarak geçer. Bu şehirlerdeki devlet üniversitelerin iletişim fakülteleri, meşhur ama yazının başında dediğim gibi bu kendinize ne kattığınız ile alakalı.
Şunu söyleyebilirim; kendinizi kumbara olarak görün, kendinize ne katarsanız ileride onun meyvesini yersiniz. İster akademik kariyer, ister sektör çalışanı olun. Okuyup araştırmadıktan, kendinizi geliştirmedikten sonra hiçbir yerde ilerleyemezsiniz. Akademik kariyerde istiyorsanız ondan öncesinde mutlaka sektör tecrübenizde olmalı, yani sahada olmak gerekiyor.
Erciyes Üniversitesinde İletişim de ön lisans ve lisans bitiren biri olarak söylüyorum. Kayseri’de çalıştığım Anadolu Haber Gazetesinde iki okulda da öğrendiğim bilgileri burada pratiğe dökünce olayın farklı boyutlarını görüyorsunuz.
Her gün yeni bir bilgi, yeni bir tecrübe ile inovasyona ayak uydurduğunuzu görüyorsunuz.
Mesela dün çok başarılı bir habere imza atarken, bugün aynı başarıyı yakalamak, hatta daha iyisini yapmak zorundasınız. Bu da sizi hergün daha deneyimli bir insan yapıyor.