Tarih, kimi zaman şaşırtıcı ve korkutucu olaylarla doludur. Ancak, Danişmendliler Devleti'nin ikinci hükümdarı olan Melikgazi’nin mumyalanmış bedeninin başına gelenler, tarihin karanlık yüzlerinden biri olarak öne çıkıyor. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Melikgazi köyünde, Toros Dağları’nın eteklerinde bulunan türbe, yıllar boyunca batıl inançların kurbanı oldu. Bu türbede yatan mumya, bilim ve akıl dışı inanışlar yüzünden neredeyse parça parça talan edildi.
Danişmendliler Devleti, 11. ve 12. yüzyıllarda Anadolu'da önemli bir güçtü. Devletin kurucusu olan Danişmend Gazi, Selçuklu İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla birlikte Anadolu’da büyük bir etki alanı oluşturmuştu. Danişmendliler'in ikinci hükümdarı Melikgazi ise devletin altın çağını yaşattı. Onun döneminde Danişmendliler, hem askeri hem de kültürel alanda büyük başarılar elde etti.
Melikgazi’nin ölümüyle birlikte, onun adına bir türbe inşa edildi ve burada mumyalanmış bedeni muhafaza edildi. Tarihçi Yazar Halit Erkiletlioğlu'nun aktardığına göre, bu mumya yıllar boyunca halkın batıl inançlarının hedefi oldu. Özellikle, çocuk sahibi olmak isteyenler, hastalıklarına şifa arayanlar ve kısmet bulmak isteyenler, türbeyi ziyaret ederek Melikgazi’nin bedeninden parçalar kopardı.
Bilim ve mantıktan uzak bu inanışlar, mumyanın neredeyse tamamen yok olmasına neden oldu. İnsanlar, mumyadan aldıkları dişi kaynatıp suyunu içti, saç tellerini topladı, hatta ellerini koparıp götürdü. Bu inanışların altında yatan sebep ise, Melikgazi’nin ruhunun şifacı olduğuna dair yaygın bir inançtı. Ne yazık ki, bu tür batıl inançlar, tarihin değerli bir parçasının yok olmasına sebep oldu.
Bu olay, insanlığın zaman zaman bilim ve mantıktan ne kadar uzaklaşabileceğini gösteren çarpıcı bir örnektir. Tarihi bir değere sahip olan mumyanın böyle talan edilmesi, eğitim ve bilincin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.