Ecem Yaman

Eskimeyen geçmiş...

Ecem Yaman

Son yıllarda etrafımıza şöyle bir baktığımızda, sanki görünmez bir el bizi sürekli geriye doğru çekiyor gibi hissediyoruz. 

Sokaklarda 90’ların yüksek bel pantolonları ve düşük bel, eski plaklar, televizyonda ise sürekli o eski güzel günleri anlatan diziler karşımıza çıkıyor. 

Bugün her şey çok hızlı tüketiliyor. 

Bir videoyu izlerken bile birkaç saniye sonra sıkılıp diğerine geçiyoruz. Her şeyin bu kadar geçici olduğu bir dünyada geçmişin o ağır ve oturaklı hali bize çok daha samimi geliyor. 

İşte o eskimeyen eskiler dediğimiz şeyler bize aslında kaybettiğimiz o kıymetli zamanı ve emeği hatırlatıyor.

Bir de işin güven boyutu var tabii. 

Gelecek… Yarın ne olacağını, teknolojinin bizi nereye sürükleyeceğini tam olarak kestiremiyoruz. Ama geçmiş öyle mi? 

Geçmiş yaşandı, bitti ve tüm detaylarıyla orada duruyor. Ne olduğunu, nasıl hissettirdiğini biliyoruz. Bu yüzden ne zaman bugünden yorulsak, bildiğimiz ve kendimizi güvende hissettiğimiz o eski hatıralara sığınıyoruz. 

Eski artık nefes aldığımız birer yer haline geldi.

Eski bir şarkı duyduğumuzda ya da çocukluğumuzda yediğimiz bir yemeğin kokusunu aldığımızda yüzümüzde oluşan o tebessüm, aslında o anki huzur arayışımızın bir sonucu…  Geçmişte yaşamak değil o dönemin samimiyetini ve yavaşlığını bugünün koşturmacasına biraz olsun adapte edebilmekte yatıyor.

Dünya ne kadar değişsin, insan ruhu her zaman dokunabildiği, hissedebildiği ve kendine ait bir parça bulabildiği değerlerin peşinden gitmeye devam eder.

Yazarın Diğer Yazıları