Bir ülkenin yok edilmesi doğrudan savaşla ya da bombalarla gerçekleşmez. Sessiz, sistematik ve derin etkiler bırakan yollarla da bir ülke çökertilebilir.
Önce ekonomi hedef alınır fabrikalar, sanayi kuruluşları ve üretim alanları yavaş yavaş elden çıkarılır, üretim dışa bağımlı hâle gelir. Orta sınıf erir toplum kutuplaşır insanlar ya fakirleşir ya da varlıklı küçük bir azınlığın parçası olur. Sosyal denge yok olur.
Bu ekonomik çöküş de genç ve yetenekli insanları yurt dışına yöneltir. Ülkenin en eğitimli ve üretken insanları fırsat arayışıyla başka ülkelerde şanslarını dener. Beyin göçü uzun vadede ülkeyi üretkenlikten mahrum bırakır. Orta sınıfın erimesi sosyal hareketliliği azaltır insanlar artık kendi ülkelerinde yaşamını sürdürmek için yeterli kaynağa sahip olamaz.
Buna ek olarak doğal kaynakların yanlış yönetimi, ülkenin yavaş yavaş yaşanmaz hâle gelmesine yol açar. Ormanlar kesilir yeşil alanlar yok edilir ve kuraklık kapıda belirir. Su kıtlığı ortaya çıkar, tarım ve gıda üretimi sekteye uğrar. Ülke kendi kendine yetemeyen ve doğal kaynakları tükenmiş bir yapıya bürünür.
Adalet sistemi çöker yasalar işlemez hâle gelir. Mafya ve organize suç örgütleri adalet boşluğunu doldurur. İnsanlar devlete değil suç yapılanmalarına güvenmek zorunda kalır. Bu durum da beraberinde toplumsal güveni zedeler yaşam standartlarını düşürür ve gençlerin geleceğe dair umutlarını yitirir.
Eğitim olanakları azalır parasızlık yüzünden gençler şehir dışında bile okuyamaz hale gelir. Ülke içindeki hareketlilik kısıtlanır insanlar şehir değiştirmekte zorlanır. Farklı ülkelerdeki insanlar günlük ülke değiştirirken kimisi 3 saatlik bir yolu gidemez.
Bütün bunlar birleştiğinde ülke sadece ekonomik olarak değil sosyal ve kültürel olarak da çökmeye başlar. Üretken güç kaybeder toplumun umudu tükenir ve uzun yıllar boyunca geri dönülmesi bir çöküş başlar. Bir ülke silahlarla değil bu sistematik ve içten çökertme yöntemleriyle yok edilebilir.